Göz Çevresi Dolgu Uygulamaları

Gözler yüzün 1/3 üst kısmının en önemli estetik alanını oluşturmaktadır. Sosyal ilişki sırasında göz temasında karşımızda kişinin en çok bakılan anatomik alanı. Bu nedenle göz çevresi estetik problemleri; torbalanmalar, göz çevresi morlukları, oluklanmalar ve kırışıklıklar vb önemlidir. Bu problemler yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermekte. Yaşlanmadan bağımsız olarak kadın ve erkekte, tüm yaş guruplarında ve ırklarda görülebilmektedir. Estetik problem olma dışında özgüven eksikliği, sosyal uyumsuzluk ve psikolojik problemlere de neden olmaktadır.

Konunun daha rahat anlaşılabilmesi için göz çevresinin anatomik yapılarını hızla hatırlayalım. 

Göz ve çevre dokuları anatomik olarak; gözün göz çukuru içerisinde yer aldığı orbital kompleks ve bunu çevreleyen dokulardan oluşan periorbital kompleks olarak 2 kısımda değerlendirilebilir. 

Orbital kompleks; göz küresi, bunu çevreleyen göz kasları ve en dışta yağ dokusu ile göz çukurunda koni şeklinde yer almaktadır. Orbital yağ diğer vücut yağlarından farklıdır. Bu yağ dokusu göz çevresi kaslarının ve gözün kolay hareket edebilme fonksiyonunu desteklemektedir. Bu yağ dokusu diyet yada egzersiz ile değişmemektedir. Üst göz kısmında merkezi ve burun yağ padleri olarak iki tanedir. Alt gözde ise orta, burun ve dış olarak 3 adet yağ pedi bulunmaktadır. Bunların bulundukları anatomik alan dışına çıkmaları alt ve üst kapaklarında yağ fıtıklarına yani torbalanmalara neden olmaktadır. 

Periorbital kompleks; göz kapakları ve diğer destek dokulardan oluşmakta ve orbital komplesi sınırlayan orbital kemik tarafından desteklenmektedir. Bu kemiğin sınırı orbiral rim olarak tanımlanmakta. Üst parçası olan supraorbital rim çok belirgin ise gözler çok derinde görünmesine neden olmaktadır. Supraorbital rimin yetersizliği kaşların düşmesine buda zamanla üst göz kapaklarında hooding denilen yığılmalarar neden olmaktadır. Alt parçası olan infraorbiral rimin yetersiz ise bu kişilerde göz altında torbalanma, ağlama oluğu-tear trough deformitesi vb daha rahat gelişmektedir.

Göz kapakları üzerindeki derimiz vücudun en ince anatomik yapısına sahiptir(1 mm den ince. Derinin en üst tabakası olan epidermis göz kapaklarında 0.4 mm kadar çok incedir. El içinde epidermis 1.6 mm kalınlığındadır). Ayrıca burun tarafındaki göz çevresi derisi şakak tarafına göre daha incedir. Bu nedenle göz çevresi renk artışları ve torbalanmalar sıklıkla göz altında ve  iç kısmından başlamaktadır. Alt göz kapağı iç kısımda burun yan duvarından gözün iç kantusundan başlamakta göz alt kemiği sınırında gözün at anatomik yapılarını örterek dışa uzanarak yanakların en belirgin olduğu alanda gözün dış kantusunda sonlanmaktadır.

Göz altında özel bağlar olan retaning ligamentler ve kemik yapı göz altı dokularını destekleyerek estetik güzel görselliği sağlamaktadır. Özellikle retaning ligamentler kemik ile deri arasında uzanarak deri altı yağ dokularının kompantımanlara ayrılmasını sağlamakta. Yaşlanma ile birlikte tüm destek dokular zayıflarken yer çekimi etkisi ile yüz ortası aşağı ve içe doğru yer değiştirmekte. Bu yer değişim sırasında tam olarak esnek olmayan retaning ligamentler göz altında torbalanmalara; göz altı torbaları, malar bag gibi göz altından yanağa uzanan torbalanmalara ve oluklanmalara-hallow neden olmakta.

Bu oluklanmalar-hallowlar; septal hollow, orbital rim hollow ve zygomatic hollow dur. 

Bunlar dışında en sık görüleni ağlama oluğu-tear trough deformitesidir. Gözün iç kısmından başlamakta ve göz orta hattına kadar uzanabilmektedir. Son yıllarda bu deformitenin oluşmasında özel bir ligamnet yapısının varlığından bahsedilmekte ve buna  tear trough ligament denilmekte. Bu kemik ile deri arasında uzanan ligament içte göz iç köşesi-medial canthustan başlamakta aşağı ve içe doğru uzanmakta dışta orbicularis retaining ligament ile devam etmekte.

Bu oluğun çok belirgin olması alt göz kapağında ışık gölgesi ile koyu görünüme, yorgun hatta yaşlı yüz ifadesine neden olmaktadır. Özellikle fotoğraf ve selfi çekimlerinde çok belirgin olmaktadır.

Bu deformasyonu klinik değerlendirmesi ve klinik olarak skorlanmasında bir çok yöntem kullanılmakta. Bunlardan en basit ve kullanımı kolay olanı Hirmand sınıflamasıdır.

 

Kişi için kozmetik ve estetik bir probleme olan bu deformitede estetik göz kapağı cerrahisi, lazer ve kimyasal peeling uygulamaları kullanılmaktadır.

Son yıllarda dolgu ve yağ transferleri bunların yerine daha fazla tercih edilmeye başlandı. Bu dolguların kulanımı amacı göz altında göz altı estetik alanların geçişlerinin yumuşatılması hedeflenmektedir. 

Göz Altı Dolgu Uygulamaları

Yukarda tanımlanan defromitede dolgu olarak hyaluronik asit kullanılmakta.

Bu uygulama için hasta ön değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Tear trough defromitesin yapılamayacağı durumlar, kontrendikasyonları

1. Hastanın uygulama sonrası beklentilerinin gerçekçi olmaması

2. göz çevresinde aktif enfeksiyon varlığı

3. Hastanın kullanılan dolgu maddesi içeriğine yani hyaluronik asit ve lidokaine allerjik yapsının olması

4. Göz altı septal yağ fıtıklarının varlığı

5. Göz altı derisinde şiddetli elastozis varlığı(dermatoloşalozis yada aşırı göz altı torbalanmasının olması)

Uygulama öncesi yapılması gerekenler

1. Uygulama sırasında doku altı kanama ve morlukların gelişmemesi için vitamin E, gingko biloba, aspirin ve nonsteroidal anti‑inflammatuar ilaçlar(NSAID) 5 gün öncesinde kesilmeidir.

2. Daha önce göz kapağı cerrahisi-bleferaoplasti geçiren hastalarda dikkatli olunmalıdır.

Uygulama

Uygulama yapılacak tear trough deformite tarafında gözün tam pupillasından geçen orta hatta göz alt kemiği sınırının-alt orbital rim 1,5 cm altında A noktası belirlenir.

Orbital rime 1 cm fazla dolgu uygulanmamlıdır.

Uygulama alanının sterilizasyonu yapılır.

Bu noktadan, özel kanül yada iğnelerle, aşağıdaki resimde gösterildiği gibi 1 yönünde nasojugal alandan başlanarak tear trough deformitesine, 2 yönünde malar alana ve 3 yönünde göz altı dış kıvrımına uygulama yapılmakta.

 

Hyaluronik asit orbicularis oris kasının altına, supraperiosteal yani kemik üzerine derin dokulara uygulanmakta.

Uygulama sırasında bir elle orbital rim ve uygulama alanı sınırlanarak dolgunun doğru anatomik kompartımanlara uygulanması kontrol edilmektedir. 

Uygulama sonrası hafif masajlar ile dolgunun alan homojen dağılımı sağlanır.

Soğuk kompresler uygulanarak hastanın konforu sağlanırken, ödem ve doku altı kanama gelişmesi engellenir.

Hastanın alan 1 hafta masaj yapmmması istenir.

Hasta 2-3 hafta sonra kontrole çağrılarak gereken alanlara uygulama tekrarlanır.

Uygulama sonrası

Uygulama alanında ilk 1-3 gün hafif ağrı olabilmektedir.

Eritem yani kırmızılık gelişebilmekte bu 1-3 günde kaybolmaktadır.

Hyaluronik asitin yüksek su tutuma özelliği nedeni ile 3-7 gün süren ödem gelişebilmektedir.

Uygulama sırasında asimetrik hyaluronik dozuna yada uygun olmayan anatomik kompartımlara simetrik doz uygulamasına bağlı asimetri gelişebilmekte. Bu 2. haftada terarlanan uygulama ile giderilebilmektedir.

Bazı hastalarda 1-3 gün migren şeklinde başa ağrısısı görülebilmektedir. 

Uygulamanın iğne ile enjeksiyon şeklinde yapılması doku altı kanama ve morluk hatta sonrasında turuncu-sarı renk değişimi gelişebilmesi anlamına gelmektedir. Bu 1-2 haftada kendiliğinden kaybaolmaktadır. 

Hyaluronik asitin çok yüzeysel uygulaması tyndall etki denilen bu alanlarda derinin cam mavisi şeklinde görünmesine neden olmaktadır.

Orta ve ileri yaşlarda uygulama sonuçları estetik olarak son derece tatmin edicidir.

Genç hastalarda ve hafif klinik olgularda uygulandığında yüze inanılmaz bir canlılık ve fresh bir görüntü vermektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 


Sorunuzu Gönderin
dermatoloji randevu
dermatoloji doktor cevapliyor
Adres: Bulgurlu Mahallesi Libadiye Caddesi No:15 Daire:9 Üsküdar/İstanbul
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
© 2017 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency