Erkeklerde Androgenetik Alopesi

Androgenetik alopesi (AGA) erkeklerde görülen en sık saç dökülmesi nedenidir. AGA nın genetik olarak meyilli bireylerde androjenlere bağlı ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Daha sonra teknolojik gelişmelerle androjenlerin serbest ve bağlı kısımları ölçülmüş ve genetik yatkınlığı olan bireylerde normal androjen miktarlarının bile saç dökülmesi için yeterli olduğu görülmüştür.


Androgenetik Alopesi'nin Erkeklerde Görülme Sıklığı

AGA nın sıklığı ırksal, etnik ve ailesel özelliklere bağlı olarak büyük değişkenlik gösterir. Beyaz ırkta bulunan erkeklerin %96’sı bu hastalıktan etkilenir. Bununla birlikte siyah ırkta bu hastalığın görülme sıklığı beyaz ırka göre 4 kat daha azdır. Hastalık Eskimolarda ve Uzak Dğu ırklarında nadir olarak görülür. Yaşla birlikte her 10 yılda % 10 olacak şekilde AGA sıklığı artmaktadır. Örneğin otuz yaşındaki hastaların %30’u, 50 yaşındaki hastaların ise %50’si bu durumdan etkilenir. Daha ileri yaşlarda bu oran %70’lere çıkmaktadır. Anne ve babasında AGA olan hastalarda AGA gelişme riski yüksektir.


Erkeklerde Androgenetik Alopesi'nin Nedenleri

AGA ile ilgili olarak androjen düzeyi, yaş ve genetik faktörler suçlanmıştır. Saç ekimi ile alınan saçların ekilen yerde dökülmemesi, saç büyümesinden saç foliküllerinin sorumlu olduğunu düşündürmektedir. Saç büyümesinde en önemli düzenleyicilerden biri androjenlerdir. Hadım edilmiş erkeklerde saç dökülmesi gözlenmez ve daha sonra bu kişilere testosteron verildiğinde ilerleyici AGA ortaya çıkmaktadır.

Androjenler testis ve böbrek üstü bezi kaynaklı steroid bileşikleridir.Kan dolaşımında androjenlerden androstenedion ve DHEA-S böbrek üstü bez kaynaklı iken testosteron ve dihidrotestosteron (DHT) testis kaynaklıdır.

Saçlı deride yer alan saç folikülleri ile diğer bölgelerde yer alan vücut ve yüz kıl folikülleri androjenlere farklı yanıt verirler. Androjenler sakal bölgesi, kasık ve koltuk altında yer alan kılların büyümesini arttırırken saçlı deride özellikle saçın ön ve tepe kısmında saç kaybına neden olmaktadır.

Testosteron saç ve kıl foliküllerinde 5 alfa redüktaz enzimi ile DHT’ye dönmektedir. DHT en güçlü androjendir. Saç ve kıl folükillerindeki androjen reseptörlerine ilgisi testosterona göre 5 kat fazladır. DHT follikülde reseptörlere bağlandıktan sonra hücre içinde etkisi başlamaktadır. % alafa redüktaz enziminin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere bilinen iki alt tipi vardır. Tip 2 enzim eksikliği olanlarda alopesi görülmemesi ve bu enzimi baskılayan ilaçlarla AGA nın tedavisinde yanıt alınması nedeniyle AGA üzerinde Tip 2 enzimin daha etkin olduğu düşünülmektedir. Saçlı deride ön saç-frontal bölge ve dökülmenin olduğu yerlerde, ense-oksipital bölge gibi saç dökülmesinden çok etkilenmeyen bölgelere göre daha fazla bulunur.

Androjenlerin saçlı deride AGA da asıl etkileri saç yaşam döngülerinde anajen fazı kısaltmalarıdır. Normal olarak saçlı deride anajen evre 2-7 yıl sürerken AGA’da, bu süre aylar veya haftalarla kadar gerilemektedir. Bu saçların erken telejon evreye girmesine ve sonuç olarak saçlı deride anagen/telogen oranı düşmektedir. Telojen saçlar deriden rahatça ayrıldığı için hastalar saç dökülmesinden yakınırlar. Saç foliküllerin androjenlere devamlı maruziyeti sonucunda minyatürizasyon süreci başlar. Bu süreç sonunda kalın, pigmente ve görünür terminal saçlar ince, açık renkte zor far edilebilen kıllara- vellüs kıllara dönüşür.

Kıl follikülünde dermal papillada androjenler için reseptörler bulunmaktadır. Testesteron ve 5α-dihydrotestosterone reseptörler aracılığı ile insulin-like growth factor (IGF-1) aktive ettiğinde kıllar anagen evreye girerek büyümekte, transforming growth factor-β (TGF-β) aktive olduğunda ise bu kıl follikülünde inhibisyona rol açmaktadır.

Son çalışmalarda saç köklerinde dermal papillada periferik sinirlerin neuropeptid denilen maddeler salgıladıkları saptanmıştır.( substance P (SP), calcitonin gene related peptide (CGRP), vasoactive intestinal peptide ve neuropeptide Y gibi) Bunlar merkezi sinir sistemi ile immün sistem arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Substance P ağrının transferinde rol oyanamakta ancak saç folliküllerinde büyümeye, anagen evreye girmesine neden olmaktadır. CGRP ise follikül çevresindeki damar ağında genişlemeye neden olarak folliküler kanlanmayı arttırmaktadır. Stres kökenli saç dökülmeler bu mekanizmalar üzerinde açıklanmaktadır.


Androgenetik Alopesi'nin Klinik Belirtileri

Erkeklerde hastalık ergenlik sonrası herhangi bir zamanda başlayabilse de genellikle 20-40 yaşlarında başlar. Bununla birlikte şiddetli ve ailesel olgularda hemen ergenlik sonrası 15-17 yaşlarda başlangıç gözlenebilir. AGA erkeklerde saç ön bölgesi olan frontal alanın yanlarda-temporal iki taraflı geri çekilmesi ile başlar. Ardından saçlı deri tepe kısmında verteksteki yaygın saçlarda incelmeyle devam eder. İleri olgularda verteksteki dökülme sonucunda kellik gelişir ve genişleyerek frontal saç çizgisi ile birleşir. Geriye sadece saçlı deride yan-parietal ve arka ense-oksipital saçlar kalır. Daha nadir görülen saç dökülmesi şeklinde ise verteksteki dökülme frontal çizgiden daha belirgindir. Kadın tipi dökülme olarak bilinen bu tipte vertekste alopesi izlenirken frontal çizgi ise korunmuştur.

Hastaların çoğu artmış saç dökülmesi olmaksızın saçlarda azalma tarif eder. Bazı hastalarda 5 yıl içinde tam kellik oluşurken bazı erkeklerde süreç 15-25 yıl içinde tamamlanır. Yapılan bir çalışmada ortalama saç kaybı yıllık %5 olarak bildirilmiştir. AGA’da dökülme hızı dalgalanma gösterebilir. Üç-altı aylık şiddetli dökülmeyi 6-18 aylık daha sakin bir dönem izleyebilir.


Erkeklerde Androgenetik Alopesi'nin Sınıflaması

Erkeklerde AGA da saç dökülmesi başlangıcı ve dökülmenin gelişimi bazı kalıplarla gelişmektedir. Bunlara AGA Dökülme Paternleri denilmektedir. Bu amaçla birçok patern geliştirilmiştir. Nadiren erkeklerde saç dökülmesi bu paternler dışında da gelişebilmektedir.

Erkeklerde AGA yapılan çalışmalarda sıkla 3 patern dökülme olduğu gözlenmektedir.

  • Hamilton patern; en sık gözlenen dökülme paternidir.

  • Ludwing Patern; aslında bu patern kadınlarda gözlenmektedir. Çok nadiren erkeklerde aynı paternde saç dökülmesi olabilmektedir.

  • Kinking (Dolaşmış saç) Patern; Erkeklerde gözlenen diğer bir AGA tipi ani başlayan ve ilerleyici olan yerleşim yerinde saçların kinking (dolanmış, taranmayacak) şekilde göründüğü paterndir. Sıklıkla kulak arkası ve üstündeki alanda gözlenmekte ve saçlarda incelme ile renklerinde açılmayada neden olmaktadır. Buradaki saçlar adeta bıyağa benzemektedir.


Erkeklerde Androgenetik Alopesi'nin Tanısı

Hastalığın tanısında en önemli incelemeler; öykü ve fizik muayenedir.

Fizik muayenede çıplak gözle yada dermoskopla görülebilen vellüs benzeri kıllar tanıda yardımcıdır.

Yine oldukça basit bir şekilde yapılabilen çekme testi (pull test) de AGA’da negatif bulunmakla birlikte, aktif dökülme fazının olduğu AGA döneminde ise pozitif olabileceği akılda tutulmalıdır.

Erkek hastalarda altta yatan bir endokrinolojik hastalık düşünülmüyorsa ek tetkik gerekmez. Bununla birlikte erkek hastalarda androjen fazlalığının klinik belirtileri daha sönüktür. Yakınmaları şiddetli ve tedaviye yanıt vermeyen hastalarda androjen düzeyleri ölçülmelidir. Bu hastalarda özellikle konjenital adrenal hiperplazi ve androjen salgılayan tümörler açısından dikkatli olunmalıdır.


Trikogram

Normal bireylerde anajen/telogen oranı 85/15’dir. AGA’da ise bu oran azalmıştır. Trikogram aynı zamanda AGA’da klini seyir ve tedavi takibindede kullanılmaktadır. AGA da trikogramın tek sıkıntı hatta dezavantajı vellüs kıllarının sayısının belirlenememesidir. Fakat son yıllarda fototrikogram tekniği ile minyatürize olmuş saç liflerinin tespit edilebileceği bildirilmiştir.


Erkeklerde Androgenetik Alopesi'nin Tedavisi

İlaç tedavileri androjen-bağımlı ve androjen-bağımsız etki mekanizmalılar olarak ayrılabilirler.

Erkeklerdeki AGA tedavisinde Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanan iki ajan; saçlı deriye uygulanan minoksidil ve ağız yolu ile alınan finasteridir.

Kadınlarda kullanılan androjen reseptör antagonistleri ise erkeklerde jinekomasti, feminizasyon ve impotans gibi ya etkilerden dolayı fazla kullanılmamaktadır.


Androjen-Bağımsız Tedaviler

Minoksidil

Günümüzde tek onaylı androjen bağımsız tedavi minoksidil topikal solüsyonudur. Saç yaşam döngüsünü etkileyerek telojen dönemin erken sonlanmasını ve anajen fazın uzamasını sağladığı düşünülmektedir. Potasyum kanal açıcı etkisi vardır ve etki mekanizması halen çok net değildir. Saç follikül etrafında yeni damar gelişimini ve saçların büyüme faktörlerini ( vasküler endoteliyal ve hepatositik büyüme faktörlerini) arttırarak uyardıkları saptanmıştır. Saç sayısını ve ağırlığını arttırıcı özellikleri vardır. Biyolojik yanıt düzenleyici bir ilaçtır. Antiandrojenik bir etkisi bilinmemektedir.

Minoksidil %2 günde iki kez 1 ml uygulanır. % 5 lik formu günde bir kez 1 ml kullanılmaktadır. Etkisinin değerlendirilmesi için en az 6 ay kullanılmalıdır. Etkinlik sağlandıktan sonra kesmeden devam edilmelidir. Kesildikten sonra telojen effluviumun yani dökülmenin tetiklenebileceği bilinmelidir. Yine tedavinin ilk aylarında dökülmede geçici bir artış olabilmektedir. Yan etkileri sıklıkla içeriğindeki propilen glikola karşı alerjik ve kontakt dermatit gelişimdir.
Minoksidil vellüs benzeri kılların terminal kıllara dönüşümünü sağlar. Bu nedenle etkinliği AGA’nın şiddetine ve bu kılların varlığına bağlıdır. Bununla birlikte minoksidil saçın ön yan kısımlarında etkili değildir. Minoksidil kesildikten sonra saçlar kısa süre içerisinde dökülür ve eski haline döner. Minoksidil tretinoin ile kombine edilebilir. Bu kombinasyonun saç gelişimini hızlandırdığı bildirilmiştir.
Minoksidile bağlı en sık izlenen yan etki uygulama alanında kaşıntı ve yanma ile gelişen tahriştir. Daha çok içeriğinde yer alan propilenglikole bağlıdır. Minoksidilin çok az bir kısmı deriden emilerek sistemik dolaşıma geçer ve bu miktar hemodinamik etki oluşturmaya yetmez.%5’lik köpük formu bu içeriğe sahip olmadığı için daha az yan etki görülme olasılığı vardır.

Erkelerde AGA da minoksidil ile birlikte 0.025% retinoik asit ve 0.05% betamethasone dipropionate kullanımının daha etkili olduğu gösterilmiştir.


Fluridil

Saçlı deriye uygulanan yeni antiandrojndir. ABD kullanım izni olmamakla birlikte Avrupa da kullanılmaktadır. % 2 lik formu erkek ve kadın AGA larda kullanılmaktadır


Fulvestrant

Östrojen reseptör antogonistidir. Östrojen duyarlı meme kanserinin tedavisi için geliştirilmiştir. Topikal formları AGA larda kullanıldığında saçlı deride teleojen saçları anajen evreye sokmaktadır.


Finasterid

Finasterid Tip 2, 5 alfa redüktaz enzimini inhibe ederek etki eden bir ilaçtır. Böylelikle testosteronun DHT’ye dönüşümünü engelleyerek etki gösterir.

İlacın androjen reseptörlerine etkisi yoktur. Testosteron seviyelerinde de azalmaya neden olmaz. Bu nedenle antiandrojenik etkisi yoktur ve erkeklerde güvenle kullanılabilir. Yarı ömrü yaklaşık 8 saattir. Böbrek yetmezliğinde doz ayarlaması gerekmez. Erkeklerde AGA tedavisinde kullanımı 1997 yılında FDA tarafından onaylanmıştır. Finasteridin günlük 1 mg olarak kullanımı önerilmektedir. Tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi için an az bir yıl kullanılması gerekmektedir.

İlaç genellikle iyi tolere edilir. Diğer ilaçlarla etkileşimi bildirilmemiştir. Yan etki nadiren gözlenir. Libidoda azalma (%1,8), erektil disfonksiyon (%1,3) ve ejekülat hacminde azalma (%0,8) bildirilen yan etkiler arasındadır.


Cerrahi Tedavi

AGA tedavisinde saç ekimi, rotasyon flepleri, deri redüksiyonu, delgi greftleme (punch graft) ve tek tek folikül transplantasyonunu içeren değişik cerrahi yaklaşımlar bulunmaktadır.

Günümüzde AGA tedavisinde foliküler ünite nakli en çok kullanılan yöntemdir. Bu yöntemde saçlı deride saçın arka ense bölgede yer alan dökülmeye dirençli foliküller alınarak saç dökülmesinin olduğu alanlara ekilir. Bu işlemde follicular unit transfer (FUT) ve follicular unit extraction (FUE) olmak üzere iki cerrahi teknik kullanılır. FUT işleminde operasyon oksipital bölgeden alınan saçlı deri parçası-fleple başlar. FUE işleminde ise foliküller tek tek mikro delgiler ile çıkartılıp, alıcı alanlardaki önceden açılmış olan saç kanallarına yerleştirilir. Operasyon sonrasında ise nakledilen saç foliküllerini korumak ve geliştirmek amacıyla medikal tedavi ile desteklenebilir.


Gelecek Tedaviler

İkinci jenerasyon steroidal 5-alfa inhibitörlerinden turosterid, MK-963, MK-434, episterid ve MK-386 gibi ilaçlar yeni geliştirilmiş olup henüz araştırma safhasındadır. Bu ilaçlar aynı zamanda 5-alfa redüktazın Tip 1 izoenzimini de inhibe eder.

Folliküler kök hücre uygulamaları son derece umut vermektedir.


yol tarifi

dermatoloji randevu
dermatoloji doktor cevapliyor

Adres: Esentepe Mah. Cevizli D 100 Güney Yanyol Lapishan 25/2 Soğanlık, Kartal / İSTANBUL
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.



© 2020 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency