Epidermolizis Bülloza (EB)

Epidermolizis bülloza deri ve ağız içi, genital alan, anal bölge, göz, burun, nefes yolu, yemek borusu gibi mukoza olarak tanımlanan alanlarda bül olarak tanımlanan içi su dolu kabarcıklar ve yaralar ile seyreden genetik geçişli bir hastalıktır. Otozomal dominant veya resesif geçişli ve monogenik bir hastalıktır. Genetik geçişli olması nedeni ile hastalık hayat boyu sürecektir ve halen kalıcı bir tedavisi bulunamamıştır.



eb 02




Hastalık deride deriyi kendi içerisinde ve deri altı dokuları bağlayan özel bağ yapıları oluşturan liflerin yapısında bulunan proteinleri kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişir. Bu bağlar çok hafif bir darbe ile kopar ve deri altında oluşan boşluğa çevre dokulardan sıvı sızarak bül gelişimine neden olur. Bu deride frajilite artışı yani kolay hasarlanması anlamına gelmektedir. Genellikle büller ve yaralar bası, çarpma ve sürtünme gibi mekanik bir etki sonrası gelişmektedir.

Fenotipik veya genotipik olarak 30’un üzerinde farklı klinik alt tipleri tanımlanmıştır. Epidermolizis bülloza kalıtsal geçişin şekline, büllerin ayrışma seviyesine, lezyonların klinik ve morfolojik özelliklerine, hastalığın yaygın yada sınırılı oluşuna ve deri dışı komplikasyonların varlığına göre sınıflandırılır.

 

Hastalığın klinik olarak dört ana formu bulunmaktadır.

  1. Epidermolizis bülloza simpleks ( Basit formu). Derideklinik olarak bül oluşumu daha yüzeysel olmaktadır. 
  2. Janksiyonel  Epidermolizis bülloza (Bileşke yerinde).  Derinin üst ve alt deri bileşkesinde bül oluşumu gelişmektedir. 
  3. Distrofik Epidermolizis bülloza(kusur bırakan fomru). Deri ayrışması üst derinin altında alt deri içinde olur. Bu nedenle yaralar derin ve iyileşmeleri sıklıkla doku kusurları ile olmakta ve iz bırakmaktadır. 
  4. Kindler formu; bu klinik form miks from olarak tanımlanmaktadır.


Hastalığın ve klinik formlarının görülme sıklığı her yeni doğan 1 milyon bebek arasında 7 ile 50 arasında değişen sayılarda bildirilmiştir. Bunların yaklaşık % 90 nı Epiderolizis bülloza simpleks, % 5 i distrofik epidermolizis bülloza ve daha az oranda da Janksiyonel  Epidermolizis büllozadır. Ülkemizde maalesef böyle bir inceleme ve istatistik bilgi mevcut değil.

Hastalık doğumda veya kısa bir süre sonra belirtilerini gösterebilir. Basit formda nadiren belirtiler ileri dönemlerde gelişebilmektedir. Bebeklik dönemi en zor dönemlerden biridir. Yaygın büller ve bunların açılması ile oluşan yaralar enfeksiyon (iltihaplanma) riski taşır. Yaşamı tehdit eden yönü yaralar ile birlikte bu enfeksiyon riskidir. Bu dönemde enfeksiyonlar hızla yayılıp, genel bir enfeksiyona; sepsise neden olabilir. Hastalık ne kadar yaygın ve derin ise bu risk o kadar artmaktadır.



eb 03




Bu hastalıkta klinikte yaralar ve büllerin başlama yaşı, büyüklüğü, sıklığı, yerleşim yerleri, hastalığı uyaran faktörler, erken tanı konulması, erken tedavi ve korunma, hastanın ağrı ve kaşıntısının tedavisi ve hasta ailelerinin eğitimi ve desteklenmesi hastalık gelişimini ve hastanın ileriki dönemlerdeki kliniği etkileyen en önemli değiştirilebilir faktörler arasında yer almaktadır. Ağız içi mukozası tutulması beslenme güçlüğü yaratabilir. Yemek borusu tutulması halinde yutma problemleri yaşanabilir. Solunum yolarının tutulması solunum problemi oluşturabilir ve akciğer enfeksiyonları riskini artırır. Şiddetli olgularda çocuğun büyüme ve gelişmesi engellenebilir. Gözdeki bül gelişimi göz kapaklarında yapışıklıklara ve enfeksiyonlara yol açabilir. Genital ve anal bölgede bül gelişimi yapışıklıklara yol açarak idrar ve dışkılama zorluklarına yol açabilir.

Büller ve yaraların iyileşme süreci hastalığın klinik tiplerine göre değişmektedir.


Epidermolizis bülloza simpleks; EBS

Epidermolizis bülloza simpleksin bütün formları mekanik sürtünme ve travma sonucu büllerin oluşumu ile karakterizedir ve bu formda büller hızla patlayarak üzeri kabuklanabilir. Bu formda büllerin oluşmasında basit mekanik zedelenme çok belirgindir. Bu nedenle bu hastalarda en çok bül el ve ayaklarda gelişmektedir. Keratoderma, tırnak ditrofisi, alopesi ve mukozal tutulum daha nadirdir.

Erozyonlar ve büller skar olmaksızın hiperpigmentasyonla iyileşir. 

Bu hastalarda el ve ayaklarda yaralar dışında sıklıkla aşırı terleme görülebilmektedir. EBS’de hastalık aktivitesi genellikle doğumda veya hemen sonra başlar ancak daha az şiddetli olgularda hastalığın ortaya çıkışı ikinci veya üçüncü dekatda olmaktadır. Yaşla birlikte hastalıkta gerileme olabilmektedir. Sıcakla ve terleme ile lezyonlarda artış görülebilir.

EBS alt klinik formları tanımlanmıştır.Lokalize tip EBS; lokalize tip en sık görülen formudur. Daha önceki adı WeberCockayne  olan lokalize tip otozomal dominant geçişlidir. Erken bebeklik döneminde başlar. Bu hastalarda büller avuç içi ve ayak tabanında lokalize olur. Yeterli derecede travmatize edildiğinde büller diğer deri yüzeylerinde de gelişebilir. Milia, skar oluşumu, tırnak tutulumu yoktur. İleri dönemlerde fokal keratoderma ve kallus oluşumu görülebilir. Deri dışı bulgulardan sadece oral mukozada,  lokalize, asemptomatik  erozyon ve büller olabilir.

Dowling Meara tipi EBS; otozomal dominant geçişlidir. Doğumdan itibaren başlar, en şiddetli formdur. erken dönemde JEB’yı taklit eder, yaygın büller hayatı tehdit edebilir bazen erken bebeklikte ölümle sonuçlanabilir. Klinik olarak yaygın grup şeklinde veya uçuktaki veziküllere benzeyen;herpetiform büller, atrofik skarlar ve milia oluşumu gözlenir. Geç çocuklukta palmar ve plantar diffüz keratoderma görülür, tırnak tutulumu olabilir. Bazı hastalarda deri tutulumu dışında üst solunum yollarında ve ağız içi mukoza tutulumu anemi, büyüme geriliği gözlenebilir. Erişkin dönemde bazal hücreli karsinom görülme riski artar. Diğer tip EBS tiplerinin aksine sıcak, büllerin çıkışını provake etmez. Geç çocukluk ve erişkin dönemde büllerin çıkışı azalır.

Jeneralize, (Jeneralize Diğer/non-Dowling –Meara) tipi; eski Adı Koebnerdir. Otozomal dominant geçişlidir. Klinik olarak vücudun herhangi bir yerinde herpetiform olmayan yaygın büllerle karakterizedir. Lokalize EBS’den farklı olarak el içi ve ayak tabanında büller yoktur. Milia ve skar oluşumu, tırnak distrofisi daha nadirdir.

Benekli Pigmentasyon (EBS-BP; doğumda başlayan, otozomal dominant olan alt tiptir. Yaygın büller mevcut olup skar gelişmez. Özellikle gövde ve boyunda pigmentasyonla karakterize, el ve ayaklarda hafif bül oluşumu gözlenir. Pigmentasyon doğumla yada ileri yaşlarda başlayabilir. El ve ayaklarda fokal verrüköz papüller ve palmoplantar keratoderma görülebilir. Sistemik komplikasyon ve oral mukoza tutulumu izlenmez.

EBS, musküler distrofi; erken bebeklik dönemde başlar ancak musküler distrofi ilk dekattan sonra ortaya çıkar. Skar ve milia oluşumu nadirdir, keratoderma ve tırnak distrofisi görülebilir. Respiratuar mukoza tutulumu ölümcül olabilir.

EBS-Ogna; başlıca akral hemorajik büller vardır. Karakteristik olarak bu hastalarda kolay morarma ve onikogrifozis görülür.

EBS-pilor atrezisi; doğumdan itibaren yaygın büller mevcuttur. Milia oluşumu yoktur ancak atrofik skar görülebilir. Aplazia kutis konjenita eşlik edebilir. Malforme pinna, eklem kontraktürleri ve kriptorşizm olabilir.

EBS süperfisiyalis;erozyonların olduğu bir EBS alt-tipidir. Doğumda vardır veya erken bebeklikte ortaya çıkar. Erozyonlar milia ve skar oluşumu ile iyileşir. Tırnak distrofisi olabilir. Anemi gastrointestinal komplikasyonlar nadirdir.

EBS, letal akantolitik tipi (LAEB); otozomal resesif geçişli olup doğumda ortaya çıkar. Bül görülmez, deri kağıt gibi ayrılır, yüzülmüş gibidir, epidermal bariyer yoktur. Alopesi üniversalis ve tırnak yokluğu söz konusudur. Aplazia kutis olabilir. Oral mukoza tutulumu, gastrointestinal, genitoüriner ve respiratuar sistem tutulumu olabilir ve bu durum ölümcül seyredebilir.



eb 04




EBS, plakofilin eksikliği (McGrath sendromu); otozomal resesif geçişlidir. Doğumda büllerle birlikte yaygın eritrodermi görülür. Palmoplantar keratoderma ve ağrılı fissürler nedeni il el ve ayaklar fonksiyon göremezler. Perioral bölgede erozyon, kurutlar ve fissürler vardır. Saçlar kısa ve seyrek, tırnaklar kalın ve distrofiktir. Etkilenen bireylerde hipohidrozis, blefarit ve büyüme geriliği olabilir.


Janksiyonel  Epidermolizis bülloza

Janksiyonel  Epidermolizis bülloza otozomal resesif geçişlidir ve büller bir süre gergin kalıp kolay açılmaz. Bu grup bozukluklar hayatı tehdit eden şiddetli hastalıktan nispeten daha hafif formları içeren bir spektruma sahiptir. Bu büllere parmakla basıldığında bül içerisindeki sıvının çevredeki sağlam deriye doğru genişlediği görülebilir. Bu hastalarda büller daha çok ağız, burun, göz çevresinde gelişmektedir. Bu büllerin iyileşme sonrasında bu alanlarda daha zayıf ve ince kalmaktadır. İyileşme alanlarında skar dokusu deriden kabarık(hipertrofik) olabilmektedir. Büller göz korneası ve konjontivasında, solunum yolları, ağız içi, yutak, yemek borusu, anal bölge, dış idrar yollarında olabilmektedir. Ses tellerine yakın bül gelişimi ile ağlama sesi kalın-kaba olabilir. Aynı zamanda öksürük, solunum güçlükleri oluşabilir. Bu klinik formun bir alt tipinde saçlı deri, tırnak ve diş gelişim bozuklukları izlenebilir. Yine diğer bir alt tipte ise büller doğumda vardır ve deride yaygın büller izlenir. Bu tipte bül oluşumu hava ısındıkça artar. Yine diş, saç ve diş bozukluları gelişimi olabilmektedir. JEB tiplerinde en karakteristik klinik bulgu diş minesi hipoplazisidir. Dişlerin bazılarında veya hepsinde yüzeyde lokalize ya da yaygın yüksük-benzeri pitting vardır.


JEB’nın iki major tipi vardır.

JEB, Herlitz (JEB-H); JEB’nın en şiddetli formudur. Bül oluşumu doğumda başlar ve ilk 1 yaşta %40, 2 yaşta ise %50 ölümle sonuçlanır. Başlıca belirtileri yaygın büller, erozyonlar, atrofik skarlardır. En sık perioral bölge, glutealar, gövde ve saçlı deri tutulur. Özellikle parmak uçları ve tırnak çevresinde bül oluşumu tırnak distrofisine ve tırnakların kaybına yol açabilir. Ağız çevresinde bül oluşumu şiddetlidir ancak dudaklarda lezyonların olmaması tipiktir. Milia gelişimi nadirdir. Herlitz tipinin patognomonik bulgusu, açılan büllerin yerinde granülasyon dokusu gelişimidir. Granülasyon dokusunun geliştiği alanlar Ağız çevresi, sırt, boyun, koltuk altları ve ellerde periungual bölgelerdir. Oral mukoza olmak üzere müköz membranlar tutulur. Oral mukozadaki büller mikrostomiye ve ankiloglossiye yol açar. Diş minesi bozukluğu, diş yüzeylerinde kaldırım-taşı görünümü gibi diş gelişim bozuklukları vardır. Sikatrisyel alopesi, anemi, büyüme geriliği, gastrointestinal, genitoüriner ve respiratuvar sistem komplikasyonları görülür. Korneal büller skar ve ektropion oluşumuna neden olur. Şiddetli bül ve granülasyon dokusu oluşumu trakeolaringeal obstrüksiyona neden olur.  Ölüm riski en yüksek olan EB tipidir. Genellikle bu çocuklar yaşamın ilk yılında kaybedilirler.



eb 05




JEB Non-Herlitz , Jeneralize Tip; otozomal resesif geçişlidir ve doğumda başlar, yaygın büller, erozyonlar, atrofik skar oluşumu,  tırnak yokluğu ya da distrofisi ve yaşla progresyon gösterir. İyileşme sonrası hipo ve hipergpigmentasyon (poikilodermatoz) bu frmun en belirgin bulgusudur ancak granülasyon dokusu genellikle bulunmaz. Saçlar çocukluk döneminde normal görünür ancak birinci ve ikinci dekat sonlarında skarlı alopesi gelişir. Üst solunum yolunun tutulmasına bağlı ölüm riski JEB-Herlitz’e göre daha düşüktür. Oral mukoza tutulumu infantil ve çocukluk döneminde belirgindir, skar yoktur, diş minesi hipoplazisi vardır. Anemi ve büyüme geriliği, gastrointestinal, genitoüriner ve respiratuar sistem gibi ekstrakutanöz komplikasyonlar daha azdır.

JEB, Non- Herlitz, Lokalize Tip; otozomal resesif geçişli olup doğumda başlar. Bulgular JEB-Herlitz jeneralize tipe göre daha hafiftir. Büller lokalizedir. Tırnak distrofisi, diş minesi hipoplazisi görülebilir. Milia oluşumu nadirdir. Atrofik skar, saç kaybı, anemi,  büyüme geriliği, oküler anomali gibi ekstrakutanöz bulgular görülmez.

JEB,Non-Herlitz, İnversa Tipi; NH-JEB’nin bir klinik varyantıdır. Genellikle aksilla ve inguinal bölge gibi intertrijinöz bölgeler tutulur. Mukozal tutulum vardır ancak jeneralize tipe göre daha azdır. Atrofik skar görülebilir, milia daha nadirdir. Tırnak tutulumu vardır Diş minesi hipoplazisi, gastrointestinal komplikasyonlar görülebilir.

JEB,Non-Herlitz, Progresiva Tipi; erken yetişkin dönemde başlayan JEB’nın hafif formudur. Bül dağılımı değişkendir.  Skar ve milia oluşumu yoktur. Tırnak tutulumu, diş minesi hipoplazisi, hiperhidroz, dermatoglifik kaybı gözlenebilir.

LOC (Laringo-Oniko-Kutanöz) Sendromu LOC sendromu, lokalize bül ve skar oluşumu ile karakterizedir. Otozomal resesif geçişlidir ve doğumda başlar. Karakteristik deri bulguları erozyon ve granülasyon dokusudur. Özellikle larinks de yaygın granülasyon dokusu ve laringeal granülomlar ses kısıklığı ve solunum güçlüğüne yol açar. Konjunktival papüller, simblaferon ve konjunktival granülasyon ise korneal skar oluşumu ve körlüğe neden olabilir. Sıklıkla yüz ve boyunda bül ve erozyonlar mevcuttur. Solunum yolları tutulumu ölüm nedenidir, yaşayanlarda ise 2. dekattan sonra hastalık şiddeti azalır. Atrofik skar ve milia görülebilir. Tırnak distrofileri, çentikli dişler tutulumu, psödosindaktili görülebilir.


Distrofik Epidermolizis Bülloza

Distrofik Epidermolizis bülloza doğumda veya ilk yıl içinde gelişir. El ve ayaklarda bül gelişimi sık olur.  Büller sert ve gergin olur. Bazen büllerin içindeki sıvı kanlı olabilir. İyileşme geç ve iz bırakarak olur. Ağız dışında burun, göz, soluk borusu, yemek borusu gibi diğer mukoza alanlarında hastalıktan nadirdir. Mukozalardaki büller yemek borusu içinde yapışıklıklara neden olabilir, bu da yutma güçlüğü (özellikle katı g ıdalarda, büyük lokmalarda) yaratabilir. Yutma güçlüğü ve beslenme problemleri gelişme geriliği ve kansızlık (anemi) gelişimine yol açabilir. İdrar yollarında yapışıklık gelişirse işeme güçlükleri, zor ve ağrılı idrar yapma, idrarın birkaç delikten geliyormuş gibi yapılması görülebilir. Bu hastalık tırnakları etkileyebilir ve kalıcı tırnak kaybı olabilmektedir. Saçlı deri tutulumlarında saçlar kalıcı olarak etkilenebilir Dişlerde gelişim zorlukları ve çürümeler daha sık olabilir. Distrofik tipin ağır formlarında ellerde ve ayaklarda parmaklarda yapışıklık gelişebilir. Eklem katlantı yerlerinde gelişen büller iyileşirken eklem üzerlerindeki derilerin yapışıklığı nedeni ile hareket kısıtlılığına neden olabilir. Uzun süren ve tekrarlayan yaraların olduğu deri alanlarında derin kanserleri gelişebilir.


eb 06




Distrofik epidermolizis bülloza’nın alt tipleri;

Dominant Distrofik Epidermolizis Bülloza (DDEB);otozomal dominant geçişlidir. Atrofik skar oluşumu, tırnak distrofisi ve milia oluşumu ile karakterize EBS’ten şiddetli, resesif tipten hafif bir bozukluktur. Bül oluşumu hafif olgularda erken süt çocuğu veya oyun çocuğu döneminde başlarsa da genellikle büller doğumda veya doğumdan hemen sonra çıkarlar. Lezyonlar ekstremitelerin dorsal yüzlerinde yerleşir. Olguların %20’inde oral büller vardır ve resesif tipteki gibi şiddetli değildir. Özefagusda tekrarlayan büller ve erozyonlar darlıklara ve disfajiye yol açar. Sistemik komplikasyonlar daha nadirdir. %80 olguda tırnaklarda distrofi, kalınlaşma mevcuttur. Diş ve kıl değişiklikleri ile fizik gelişim normaldir.


DDEB’nın diğer alt-tipleri;

Akral DDEB deri tutulumu el ve ayaklara sınırlıdır.

Pretibial DDEB tibianın ön yüzünde papüler veya plak-benzeri lezyonlar şeklinde liken planusa benzer yapıdadır. El ve ayak parmaklarında distrofi tipiktir. Ancak likendeki gibi piterjiyum oluşumu yoktur.

DDEB pruriginoza daha yaygın bir tipidir ve şiddetli kaşıntı ile karakterizedir.

Yenidoğanın büllöz dermolizisi alttipi ise diğer yaygın EB tipleri gibi doğumda veya doğumdan hemen sonra başlar ve tabloya fokal atrofik skarlar eşlik eder.

Resesif Distrofik Epidermolizis Bülloza (RDEB); başlıca şiddetli yaygın RDEB, RDEB jeneralize ve invers RDEB olmak üzere üç formu vardır. Şiddetli Yaygın Tip RDEB Hastalık doğumla başlar ve zamanla yaygınlaşır. Yaygın distrofik skarlaşma, deformiteler ve müköz membranların şiddetli tutulumu ile karakterize hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Bazı büller spontan ancak çoğunlukla travma veya basınç bölgelerinde ortaya çıkarlar. Yenidoğan döneminde; sıklıkla eller, ayaklar, kalçalar, skapula, yüz, diz ve dirseklerde, çocukluk döneminde ise dizler, dirsekler, eller ve ayaklar tutulur.  Yaygın büller hemorajik olabilir ve özellikle alt ekstremitelerde geniş erozyonlar görülür. Bülleri ve erozyonları, atrofik skarlaşma takip eder ve hiperpigmentasyon yada hipopigmentasyon görülür.

Skarlar üzerinde milyum oluşumu gözlenir ve şiddetli olgularda deri parşomene benzer şekilde incelmiştir. Özellikle el ve ayak parmaklarında yapışıklık, psödosindaktiliye bağlı olarak hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Bu yapışıklıklar sonucu el ve ayaklar tek parmaklı eldiven görünümü alırlar. El ve ayakta tekrarlayan büllerin yol açtığı fibröz dokunun parmak füzyonu ve eklemlerde fleksiyon kontraktürleri ile sonlanması hastalığın en önemli komplikasyonlarıdır. Tırnak yatağındaki tutuluma bağlı olarak tırnak yokluğu ve distrofisi oluşur. Korneal opasite, blefarit, konjunktivit, skatrisiyel ektropion oluşur. Müköz membranların tutulumu sonucu oluşan büller ve erozyonlar sonucu diş kayıpları, ankiloglosi ve mikrostomi beslenme bozukluklarına neden olur. Özefagusta gelişen  yapışıklıklar ve darlıkların neden olduğu beslenme bozuklukları, büyüme geriliği ve anemi diğer eşlik eden deri dışı bulgulardır.  Bu hastalarda IgA nefropatisi ve glomerulonefrit riski yüksektir. Hastalar genellikle erken bebeklik veya çocukluk döneminde septisemi kronik böbrek yetmezliği sonucu kaybedilirler. Dilate kardiyomiyopati nadirdir ancak potansiyel ölüm riski taşıyan bir komplikasyondur. RDEB’nın şiddetli formunda neredeyse hastaların çoğunda skar üzerinde (ikinci dekatta) en azından bir skuamoz hücreli karsinom (SCC) gelişir. Her bir SCC lezyonu cerrahi olarak çıkarılsada ilk SCC tanısından sonra ortalama beş yıl içinde hastalar metastatik SCC nedeni ile kaybedilirler. Nadiren malign melanom da gelişebilir. RDEB Jeneralize, Diğer- Mitis (Non- Hallopeau-Siemens RDEB) Doğumda başlar. RDEB’nın bu tipi mitis varyantı olarak adlandırılır. Yaygın büller, skar ve milia gelişimi gibi kutanöz bulgular şiddetli forma benzerdir, biraz daha hafifitir. Özefagus yapışıklıkları, korneal tutulum, el ve ayak deformiteleri daha az görülür. Deri dışı tutulum nadirdir. Deri kanseri gelişme riski vardır ancak metastaz ve ölüm riski şiddetli form kadar yüksek değildir. RDEB, İnversa Bül ve erozyonlar başlıca intertrijinöz bölge, boyun, sırt, lumbosakral ve akral vücut bölgelerinde görülürler. Oral mukoza, özefagus, alt genitoüriner sistem tutulumu şiddetlidir. Travmatik korneal erozyonlar sıktır. Tırnak distrofisi, müköz membran tutulumu ve diş değişiklikleri jeneralize forma benzerdir.

Yenidoğanın Geçici Büllöz Dermolizisi; DDEB’nın nadir bir formudur. Otozomal dominant geçişlidir. Şiddetli otozomal resesif hastalığın daha sonra iyileşen bir formu olduğu öne sürülmektedir. Doğumdan kısa bir süre sonra jeneralize büllerle başlar. Erken bebeklik döneminde ölümcül olabilir. Daha sonra büller hızla geriler, skar ve milia oluşumu gözlenmez. Bu hastalarda tip VII kollajen dağılımındaki farklılık daha sonra normale dönerek bül oluşumu durur.



eb 07




Kindler Sendromu

EB’nın spesifik bir formudur. Travma ile oluşan büllerin yerinde gelişen progresif atrofi, ve poikilodermi ile karakterizedir. Doğumda başlar. Deri bulguları arasında travmatik akral bül oluşumu, deri frajilitesi, el ve ayak parmakları arasında perdelenme, daha sonraki dönemlerde poikilodermik pigmentasyon ve hafif bir güneş maruziyeti sonrasında bile gelişebilen fotosensitivite mevcuttur. Diğer deri bulguları arasında palmoplantar hiperkeratoz, lökokeratoz, jinjivit, periodontit, diş eti hiperplazisi, kolit, özefagus, larinks, anal, vajinal, üretral stenoz bulunur. Travmatik bül oluşumu ve fotosensitivite yaşla birlikte azalabilir. Ancak atrofik skar ve poikiloderma yaş ile artar. Akral deri bölgesi ve ağızda skuamoz hücreli karsinom gelişme riski artmıştır. Atrofik skarlar, tırnak distrofisi JEB-nH’e benzer.

Tanı klinik muayene ve deri biyopsisi ile konulabilmektedir.

Enfeksiyon durumlarında ve anemi gelişiminin takibinde kan tahlilleri istenebilmektedir.

Yaygın yaralar ve yüksek ateş durumlarında yaralardan ve şüpheli alanlardan bakteri kültürü ve antibiyogram yapılabilmektedir.

Yemek ve ya soluk borusu tutulumuna ait bulgular (öksürük, solunum güçlüğü, yutma zorluğu vs ) varsa bu hastalarda üst sindirim sistemi endoskopisi ve solunum yoları bronkoskopi yapılabilir.

Çocularda gelişimi boy, kilo olarak takip edilmekte beslenmenin değerlendirilmesi için serum albumin, protein düzeyleri gibi kan tahlilleri yapılmaktadır. akip edilebilir. Çocuğun.

Hastadan ve birinci derece hasta yakınlarından kan örnekleri alınarak genetik çalışmalar yapılır. Genetik çalışmalar ile hastalığın irsi olup olmadığı, hangi çocukların hastalığı taşıdığı, anne veya babada hastalığın genlerinin varlığı, sonraki nesillere hastalığın genetik olarak aktarılabilme ihtimali ortaya konur.

Genetik  bozukluk saptandıktan sonra tekrar annenin hamile kalınması halinde hamileliğin ilk iki ayı içinde (9. haftada) rahim içinden alınacak örneklerle doğacak çocuğun hasta olup olmadığı anlaşılabilir.


Tedavi

Yara bakımı ve hasta ile ailenin eğitimi

Yara bakımı EB türüne ve hem de yaranın spesifik özelliklerine uygun hale getirilebilmelidir. Değişken iyileşme süresi ve kabiliyetine sahip birden fazla yaranın varlığı EB'nin tedavisini zor ve kompleks hale getirmektedir.

EB yara bakımında temel ilke atravmatik yara bakımı ürünleri kullanmaktır. EB hastalarının bakımında pansuman ve yara örtülerinin klinik şikayetleri arttırabileceği unutulmamalıdır. Örneğin, yara sargılarının deriye basınçlarının azaltılması özel sargı teknikleri kullanılmalıdır.

Yeni bül gelişiminde bülün çevreye dağılımını engellemek adına en uygun medikal koşullarda delinmelidir. Bunun için steril iğneler bül sıvısının dışarı çıkmasını sağlayacak şekilde, deriye paralel olarak bülün üzerinden delinmelidir. Sonrasında gazlı bez gibi steril yumuşak bir malzeme ile sıvının tamamen dışarı çıkışı için hafif bir baskı uygulanabilir. Eğer baskı ağrı yaratıyor ise sıvıyı dışarı çıkarmak için iğnenin ucuna şırınga eklenebilir. Bül boşaldıktan sonra bül derisi yara üzerine bırakılmalıdır. Ayrıca bu bül derisin alınması ekstra ağrıya neden olabilir ve bundan mümkün olduğunca kaçılmalıdır.

Bül boşaltıldıktan sonra steril yara örtüleri ile pansuman yapılmalıdır. Ancak EB da terleme sürtünmeyi arttırdığından, sargılar fazla ısınmaya neden olabilmektedir. Ayrıca aşrı baskıya maruz kalan bölgelerde yer alan sargının kenarlarında sargı basıncından kaynaklanan yeni bül oluşumu unutulmamalıdır. Sargılar ayakkabı giymeyi imkânsız hale getirmemeli yada hastanın ellerini kullanmasını hareketlerini engellememelidir.

Yaralar temiz olmalı ve yara içinde yabancı madde (iplik, toz, krem artığı, sabun artığı, bitkisel artıklar vs) olmamalıdır. Yaraların iyileşmesi hastanın beslenme durumu ile yakından ilgilidir. Hastanın yaşı da oldukça önemlidir. (yaş ilerledikçe iyileşme gecikir.) Yaygın bülleri olan hastalar hastanelerde (bu konuda özelleşmiş kliniklerde ve ya yanık ünitelerinde, dermatoloji, çocuk hastalıkları, çocuk cerrahisi ve ya plastik cerrahi servislerinde)  tedavi edilebilmektedir. Yaraların temizliği ve yara üzerindeki hastalıklı artık deri ve doku artıklarının temizlenmesi (debridman) hastanelerdeki ilk yapılan uygulamalardır.  Hastalar bazen vazelinli gazlı bezler ile tamamen sarılabilirler.  Antiseptik banyolar tedavide yardımcı bir uygulamadır.

Hastane dışında ailenin evde yapacağı uygulamalar konusunda eğitimi çok önemlidir.  Hasta yakınları yara bakımı, enfeksiyon kontrolü, hastanın beslenmesi ve fiziksel tedaviler konusunda eğitilmelidir. Uygulanacak ilaç ve uygulamalar konusunda (gazlı bez sarılması, dressing kullanımı, vazelinli sargılar, antiseptik,  banyolar, antibiyotik krem – merhemler) hasta yakınlarının hepsi eğitilmelidir.  Bu uygulamaları yapabilecek eğitilmiş sağlık personeli mevcut olmakla birlikte her zaman mümkün olmamaktadır.

Hastaların sert zeminlerde yatmaması, oturmaması gerekmektedir. Sert giysiler, sıkı lastikli ve dar giysiler bül gelişimini artırabilir. Çarpma ve vurmalara karşı hastaların korunması ve çevrenin bu korunmalara uygun olarak düzenlenmesi önemlidir. Yiyeceklerin posalı ve yumuşak olması ağız ve yemek borusunda gelişebilecek büllerden sakınmak için önemlidir.

Çok güçlü topikal steroid merhem kullanımı aşırı granülasyonu büyük ölçüde azaltmakta ve iyileşmeyi teşvik edebilmektedir.

Kaşıntı kliniği olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle; ani ısı değişikliklerinden ve çok sıcak ortamlardan kaçının. Cilt üzerinde parfümlü ürünler kullanmaktan kaçının. Hassas ciltler için üretilen iç çamaşırları kullanın. Giysiler bol ve pamuklu olmalı. Ciltte nem eksikliği mevcutsa, daha fazla kaşınabilir. Nemlendiricilerin ve banyo yağlarının de dahil olduğu topikal yumuşatıcılar yararlıdır. Sodyum lauryl sülfat içeren nemlendiriciler, cilt hasarı arttırabilir olduğundan kaçınılmalıdır. Benzalkonyum klorid ve klorheksidin dihidroklorid gibi anti-mikrobiyal faktör içeren nemlendiriciler hem kaşıntıyı azaltmakta hem de ve bakteri kolonizasyonunun dengelemektedir. Kaşıntıda topikal uygulamalar; doksepin krem % 5, yağ bazlı ve menthol içeren ürünler, topikal stereoitler yardımcı olabilmektedir. Özellikle sedatif etkileride olan antihistamin ilaçları geceleri kullanılabilir.

Beslenme ; yara iyileşme açısından hastaların kalori ve protein ihtiyacı artmıştır bu nedenle beslenme düzenlenmelidir. Besin alımı iştahsızlık, oral ödem ve yutma güçlüğü nedeniyle kötüye giden beslenmeyi iyileştirmek için desteklenmelidir.

Ağrı Tedavisi ; optimal ağrı tedavisi EB'nin tüm türlerine sahip hastalar için hayati önem taşımaktadır. Analjezikler ağrıyı azaltmakta yeterliyken daha yoğun ağrı kesiciler sargı değişiklikleri ile ilişkili şiddetli ağrı için gereklidir.

Psikolojik değerlendirme ve destek; depresyon, sosyal izolasyon ve umutsuzluk tüm EB'li hastaları ve ailelerini ve EB li hastalar ile ilgilenen kişileri de önemli derecede etkilemektedir. Tedavi edilemez  kronik bir hastalıkla yaşamaktan kaynaklanan olumsuz duygular hastanın sağlık provizyonu ile hayal kırıklığı yaşamasına ve sonuç olarak sunulan tedaviye uyum göstermemesine  neden olabilmektedir.

Enfeksiyonlar

Derinin üst tabakasının kaybı nedeni ile mikropların üremesi ve enfeksiyon oluşturması çok kolay olmaktadır.  Yaralardan sızan doku sıvıları (serum) mikropların üremesi için çok uygun ortamlar yaratmaktadır. Bu hastalarda mikroplara karşı savunma sistemlerinde (immunolojik sistemler) de bir ölçüde yetersizlik ve yetmezlikler gelişmiş olabilir. Bu nedenle derideki enfeksiyonlar zor iyileşir, tedavilere daha az cevap verebilir, dirençli mikroplarla enfeksiyonlar görülebilir, enfeksiyonlar hızla deriye veya kana yayılabilir. Hastalarda derideki mikrop üreyebilecek alanlar temiz tutulmalı, gerekirse topikal (deriye sürülen) antibiyotikler kullanılmalı, yanıkta kullanılan yara örtüleri kullanılmalıdır.

Tümör – kanser  gelişimi

Uzun süreli yaralarda deri kanseri gelişebilir.  Bu tümörler (derinin skuamöz hücreli kanseri) EB li hastalarda daha fazla metastaz (kanserin çevre ve ya uzak dokuya yayılması) riski taşımaktadır.

Ağız ve yemek borusunda oluşan lezyonlar

Ağız içinde pamukçuk (kandidiazis) gelişebilir. Gelişmemesi için ağız bakımının iyi yapılması, gerekirse salin solüsyonu veya karbonatlı su ile ıslatılmış pamuk veya temiz bezlerle ağıziçi bastırılmadan nazikçe temizlenmelidir (mümkünse gargara ve ağız çalkalama yapılabilir.) Diş fırçalama ağızda yeni bül gelişimine neden olabileceğinden dikkatli olunmalı, yumşak fırça kullanılmalı, diş etleri fırçalanmamalıdır.  Bazen pamukçuk için ilaç tedavisi gerekebilir . Ağız ve diş bakımı için sık diş muayenesi gereklidir. Yutma güçlüğü ve diğer şikayetler için cerrahi ve ya ilaç tedavileri kullanılabilir.

Göz lezyonları

Tekrarlayan göz kapağı, göz kapağı içi (konjonktiva), kirpik enfeksiyonları olabilir.  Bu enfeksiyonlar göz kapaklarının dışa dönmesine ve sertleşmesine (ektropiyon)  yol açabilir. Göz nemlendiriciler, göz damlaları faydalı olabilir. Bazı hallerde cerrahi (plastik – estetik) tedavi gerekebilir.  Göz korneasında ülserler gelişebilir. Antibiyotik merhemler ve sikloplejik ilaçlar kullanılabilir.  Göz yaşı kanalları tıkanabilir.

Cerrahi tedavileri

Yemek borusu: Eğer yapışıklıklar ve tıkanıklar gelişirse yemek borusu (özofagus) genişletilmesi (dilatasyon)  yapılabilir.  Beslenme için bazen beslenme tüpleri (gastrostomi) takılması gerekebilir.

Ellerde gelişebilecek yapışıkların ayrılması için plastik- çocuk cerrahi  bölümlerince müdahele gerekebilir.  Parmaklarda ki yapışıklıklar tekrarlayabilir.

Yapay deri tedavileri : (apligraf). Zor iyileşen bölgelerde ve yaygın Lezyonlarda kullanılabilir.

EB’nın etkin bir tedavisi yoktur ancak son yıllarda yapılan araştırmalar gelecek için ümit veren tedavi yöntemlerinin olabileceğini göstermektedir. Hayvan modelleri üzerinde yapılan çalışmalarda EB’nın resesif formlarında protein ve gen tedavilerinde önemli adımlar atılmıştır. Son zamanlarda kemik iliği kök hücre nakli ile özellikle şiddetli formlarda geçici düzelme sağlandığı gösterilmiştir. Allojenik fibroblastların intradermal enjeksiyonu ile tip VII kollajen ekspresyonunu uyararak geçici düzelme sağlandığını bildiren çalışmalar mevcuttur.


Sorunuzu Gönderin
dermatoloji randevu
dermatoloji doktor cevapliyor
Adres: Bulgurlu Mahallesi Libadiye Caddesi No:15 Daire:9 Üsküdar/İstanbul
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
© 2017 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency