Deri Çatlaklarında Lazer Uygulamaları

Deri Çatlaklarında Lazer UygulamalarıStria yada deri çatlakları; deride dermisin destek dokularının zayıflaması ile gerginliği olan vücut alanlarında ortaya çıkan çizgi tarzında deri izleridir. Bunlara “striae distensae (SD)”, ”stretch marks” ve “stria alba” gibi isimler verilmektedir. Sıklıkla gebelikte ortaya çıkması nedeni ile “gebelik çatlakları” olarakta tanımlanmaktadır.

Deride dermis gibi destek dokularının zayıflaması ve derinin genişleme kapasitesinin üzerinde gerilmesi sonucu belli vücut alanlarında ortaya çıkan çizgi tarzında yer yer yırtılması olarak tarif edebiliriz. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de en önemli estetik problemlerinden bir tanesidir.

Görülme sıklığı % 11-88 arasında değişmektedir.

Her ırkta görülebilmektedir.

Kadınlarda gebelik süreci nedeni ile 2.5 kat daha fazla gözlenmektedir.

Obesitede özellikle vücut kitle indeksi (BMI) 27–51 olanlarda görülme sıklığı % 43 lere kadar çıkmaktadır.

Deri çatlaklarının oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte birçok hipotezden bahsedilmektedir. Bunlar;

Enfeksiyon; bazı mikrop kökenli toksinlerin; striatoxin gibi salgılayarak dokuda hasar yaptığı ve bunların cilt çatlaklarına yol açtıkları

Mekanik etki; mekanik olarak dokuların gerilmesi destek doku networkun hasarlanmasına neden olmaktadır. (gebelik, obesite, ağırlık kaldırma gibi, normal bedensel büyüme sırasında bazı anatomik alanların daha fazla gerilmeye maruz kalması gibi)

Vücutta steroid hormon seviyelerinin artışı ve bunların doku fibroblastları üzerinde yıkım etkisi; Cushing’s sendromu, topikal yada sistemik steroid tedavileri gibi

Genetik faktörler; Ehlers-Danlos sendromlu kadınlarda gebeliklerinde hiç cilt çatlamasının olmaması,  Marfan sendromunda cilt çatlaklarının sıklığı gibi.

Immün sistem yetmezlikleri yada baskılanması durumları; gebelikte gelişen hipertansiyonda kullanılan ilaçlar, HIV ve AIDS ve tedavileri, tüberküloz ve tifo hastalıklarının tedavisi ve hastaların kaşeksi döneminde olmaları, kronik karaciğer hastalıklarında.

Yukardaki hipotezlerden derinin mekanik olarak gerilmesi, hormonsal değişiklikler ve deride yapısal yatkınlıklar en fazla kabul edilenlerdir.

Vücudun tüm anatomik alanlarında görülmekle birlikte sıklıkla karın, göğüsler, sırt alt kısmı, kalça, kolların iç kısmı ve uylukta daha sık görülmektedir. Erişkin kadın erkekte cilt çatlaklarının yerleşim alanları ve sıklığı aşağıda gösterilmiştir.

Ergenlik dönemi vücut gelişimi sırasında basit bir nedenle gelişebileceği gibi Cushing sendromunda olduğu gibi kortizon hormon fazlalığı gibi ciddi bir nedenle de ortaya çıkabilmektedir.

Gebelerde “striae gravidarum” olarak tanımlanır ve gebeliğin 4-6 aynında başlamakta ve gebelik sonlana kadar devam etmektedir. Ayrıca çoklu gebelikler, erken gebelik yaşı, bebeğin kilosu, amniyon suyunun fazlalığı gibi diğer faktörlerde etkili olmaktadır. Kadınlarda gebelik sonrası yerleşim alanları ve sıklıkları ise aşağıda gösterilmiştir.

Gebelikte deri çatlakları gelişme risk faktörleri aşağıda özetlenmiştir.

Deri Çatlaklarının Nedenleri

Fizyolojik nedenler;

  • Gebelik
  • Ergenlik dönemi


Diğer nedenler;

  • Şişmanlık
  • Ağırlık kaldırma gibi fiziksel aktiviteler
  • Cushing Sendromu
  • Sistemik kortikosteroid kullanımı
  • Sistemik progestron


Günümüzde kullanılan medikal estetik uygulamalar ve lazer teknolojileri ile çatlakların neden olduğu estetik problemler azaltılabilmektedir.

Marfan sendromu gibi deri elastik doku defektlerinde deri çatlakları daha fazla görülmektedir.

Buna benzer cilt çatlaklarının daha sık görüldüğü medikal durumlar; Anorexia nervosa, Tifus ateşi, Romatoid ateşi, kronik karaciğer hastalıklar vb.

Cerrahi ve estetik operasyonlar sonrasında da cilt çatlakları gelişebilmektedir.

Estetik olarak göğüs protezleri gibi göğüsün ölçüsel olarak büyütülme işlemlerinde, doku ekspander ile derinin gerildiği durumlarda, deri gerginliğinin zorlandığı dikiş uygulamalarında, organ nakillerinde ve kalp ameliyatlarında vb.

İlaçlar ve tedavilerde cilt çatlaklarına neden olabilmektedir. Kortizonun sistemik yada topikal kullanımı cilt çatlaklarının gelişme riskini arttırmaktadır. HIV ve AIDS tedavileri, kemoterapilerde, Tüberküloz tedavilerinde, doğum kontrol ilaçlarında ve nöroleptik ilcaların kullanımında cilt çatlaklarının geliştiğini görmekteyiz.

Vücut sebum salgısı fazla olanlarda ve atopik dermatitiste cilt çatlaklarının daha fazla geliştiği gösterilmiştir.

Ergenlik döneminde vücudun hızlı gelişim süreci cilt çatlaklarının gelişimine neden olmaktadır.

Vücut geliştirme yada jimnastik gibi deri elastikiyetinin çok zorlandığı sporlarla uğraşanlarda cilt çatlakları gelişebilmektedir. Sadece obesite gibi kilo artışları değil kontrolsüz kilo vermelerde cilt çatlaklarına neden olmaktadır.

Cilt çatlakları idiopatik yani hiçbir neden bulunmadan da gelişebilmektedir.

Deri çatlaklarının klinik formları

Klinik gelişimi ve özelliklerine göre 2 klinik formu tanımlanmıştır.

Striae rubrae ve

Striae albaedır.

Cilt çatlakları başlangıçta  kırmızı ve morumsu göründükleri için kırmızı anlamına gelen “striae rubrae” olarak tanımlanmaktadır. Daha sonra bu renk solmakta ve sanki deride bir kırışıklık hatta bir skar gibi görünmekte ve beyaz anlamında ”striae albae” olarak tanımlanmaktadır.

Cilt çatlaklarında derideki değişimler ise strianın klinik olarak erken ve geç evrede olup olmasına göre değişmektedir. Striaların erken klinik evresinde derin ve yüzeysel damarlarda genişleme ve çevresinde lenfatik hücrelerin yoğun olduğunu görmekteyiz. Çoğu zamanlar bunların eosinofil olduğu da saptanmıştır. Stria klinik olarak olgunlaştığında lenfatik hücreler sadece venüllerin çevresindedir. Aşağıdaki resimlerde gösterildiği gibi elastik fiber sayıları artmış ve gurular oluşturdukları görülmektedir. Kollajen bantlarda azalmıştır. Klinik olara ileri dönemlerde epidermis incelmekte ve düzleşmekte.

Klinik Sınıflaması

Cilt çatlaklarında klinik değerlendirme, tedavinin seçimi ve takibinde aşağıdaki klinik sınıflama kullanılmaktadır.

Evre I     ; yeni başlamış cilt çatlaklarıdır. İnflamasyonlu ve genellikle canlı kırmızı-pembe renkte görünmektedir.

Evre II a;  artık beyaz renkte cilt çatlaklarıdır. Striada açılma yok. Bunun anlamı strianın kenarlarında dışa çekildiğinde deride açılma olmasıdır. Cilt çatlağı elle muayene edildiğinde deride çökme-depresyonda yok

Evre II b; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma  yok ancak muayenede elle hissedilebilen depresyon bulunmaktadır.

Evre III a; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den az. Çatlak içerisinde derin incimsi çizgilenme yok.

Evre III b; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den az.  Ancak çatlak içerisinde derin incimsi çizgilenme var.

Evre IV   ; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den fazla. Çatlak içerisinde derin incemsi çizgilenme var yada yok. 

Striae Tedavileri

Günümüzde kullanılan medikal estetik uygulamalar ve lazer teknolojileri ile çatlakların neden olduğu estetik problemler azaltılabilmektedir.

Diyet ve Egzersiz; bilimsel çalışmalar diyet ve/veya egzersizlerin kilo verme ile cilt çatlakları üzerinde klinik düzelme sağlamadıkları gösterilmiştir.

Strialarda Topikal Tedaviler

Tretinoin; Vitamin A gurubudur. deriye çatlak alanına uygulandığında fibroblastlar üzerinden kollajen sentezini arttırmaktadır.  Striae rubrae klinik kullanım etkinliği maksimumdur. % 0.1 krem formu günde bir kez akşamları cilt çatlakları üzerine uygulanmaktadır. Ancak % 8 leri geçmeyen klinik düzelmeler gözlenmiştir. Gebelikte kullanılamaz.

Trofolastin; Centella asiatica içermektedir. Fibroblastları aktive etmekte ve glukokortikoid antagonisti olarak etki göstermektedir.  Özellikle kadınlarda gebelikte karın, göğüs, kalçaya kullanıldığında cilt çatlaklarının gelişimini ileri sürülmektedir. Ancak çalışmalar yeterli düzeyde değildir.

Kakao Yağı; gebelikte cilt çatlaklarının gelişmemesi için kullanılmakta. Bilimsel çalışmalarda yeterli olumlu sonuçlar alınamamıştır.

Topikal silikon jel; cilt çatlaklarında kullanılmış ancak bilimsel çalışmalarda yeterli olumlu sonuçlar alınamamıştır.

Topikal Hyaluronik asit(Verum); gebelerde koruyucu amaçlı kullanılmış ancak bilimsel çalışmalarda yeterli olumlu sonuçlar alınamamıştır.

Zeytin ve badem yağları; gebelerde koruyucu amaçlı kullanılmış ancak bilimsel çalışmalarda yeterli olumlu sonuçlar alınamamıştır.

Alphastria; krem formu hyaluronik asit, allantoin, vitamin A, vitamin E ve dexpanthenol içermektedir. Gebelikte kullanımının koruyucu olarak diğerlerininden daha etkili olduğu gösterilmiştir.

Diğerleri; 20%glikolik asit, 10% askorbik asit(Vit C), 2% çinko sülfat, 0.5% tirozin kullanılmıştır. Cilt çatlaklarında kullanılmış ancak bilimsel çalışmalarda yeterli olumlu sonuçlar alınamamıştır. Bunlar içerisinde glikolik asit topikal kullanımında azda olsa etkili olduğu gösterilmiştir.

Topikal tedavilerde gebelikte cilt çatlaklarına karşı koruyucu amaçla ne sürüldüğü değil asıl masajın etkili olduğu gösterilmiştir.

Stiada Mikrodermabrazyon tedavisi

Klinik sonuçları çok iyi değil. Uygulama sonrası sıkıntılı bir iyileşme süreci var. Ayrıca skar-iz gelişme riski de bulunmaktadır.

Kimyasal Peelingler ile kombine kullanıldığında etkilidir.

Striada Kimyasal Peeling tedavisi

Glikolik asit ve trikloasetik asit-TCAA cilt çatlaklarında kollajen sentezi için kullanılmaktadır.

20% Glikolik asit + 0.05% tretinoin ve 20% Glikolik asit + 10% L-askorbik asit kombine kullanılmıştır.

70% glikolik asit cilt çatlaklarında düzenli olarak 3-6 ay kullanıldığında etkili olduğu gösterilmiştir.


Striada Mikrodermabrazyon + Peeling Kombine tedavisi

En sık kullanılan ve klinik olarak cevap alınan yöntem mikroabrazyon ve TCAA ile kombine yapılan uygulamadır.

Bu uygulama 4 basamak olarak yapılmaktadır.

1. basamakta; Zımpara – Sand paper ile yapılan mikroabrazyon; Striaların olduğu alan 10X10 cm2 lik alanlara bölünür. Bu alanlarda deri alkol sonra aseton ile silinir. Steril ince su zımparaları ile (3M sandpaper P220) deriye mikroabrazyon uygulanır. Bu işleme hasta ağrı hissedene kadar devam edilir. Amaç; epidermisin yüzeysel kaldırılması, kolay bir topikal anestezinin emilmesinin sağlanması ve TCAA nın emiliminin arttırılmasıdır. Ancak bu işlem fazla yapılır ise TCAA emilimi artmakta buda sonrasında hipopigmentasyona ve skar gelişimine neden olmaktadır. Uygulama sırasında elle uygulama alanına dokunulduğunda deride kabalaşmanın fark edilmesi yüzeydeki keratinositlere göre daha hidrate keratinositlere ulaşıldığını göstermektedir. Noktasal kanama olması çok derin yapıldığını göstermektedir.

2. basamakta; Lokal anestezi uygulanması; Abrazyon yapılan alana lokal anestezik emdirilmiş 10 × 10 cm2 steril gaz bezlere konur ve plastik filim ile kapatılmaktadır. 10-15 dakika sonra açılarak anestezi sağlanmaktadır. EMLA krem hidrasyon ve deri Ph değiştirdiği için tercih edilmemektedir.

3. basamakta; %15 lik TCA peeling solusyonunun kullanılması; 2 adet pamuk aplikatör ile boya sürme tekniği ile yapılmaktadır. Açık tenlilerde üst üste 2 kat uygulanmaktadır. Koyu tenlilerde tek pas yapılmalıdır.

4. basamakta; özel bir karışımın kullanılması; TCAA den sonra 10X10 cm alana 0.5 gr olacak şekilde içerisinde yağ asitleri (palmitik ve stearik asit vb), vitaminlerden; C, E ve H, tretionin, oligo-elementler (selenium, silicium ve methionine) içeren krem sürülmekte. Plastik oklüzyon-kapama yapılmaktadır. Uygulama sonrası 8 saatte inflamasyon olmaktadır. En son kapama sonrası 24-36 saatlerde ödem maksimum olmaktadır.ç

Geniş strialarda  bismuth subgallate içeren tozlar; Deri Septol, Dermatol aroma, Dervanol toz serpilebilir.

İyileşme 3-5 günde olmaktadır. 10-15 günde diğer ilaçlar kullanılabilir.

Uygulama seans aralıkları 1 aydır.

Bu yöntemde 1. basamakta CO2 lazer ile ablazyon yapılabilmektedir.

Striada Radyofrekans-RF tedavisi

Cilt çatlaklarında deri yüzeyinden yada mikro iğneler ile deri içerisine uygulanmaktadır.

Dokuda yaratılan kontrollü ısı kolajen kontraksiyonuna ve fibroblastik aktiviteye neden olmaktadır. RF tek başına yada PDL ile kombine kullanılmaktadır.

Striada Lazer Tedavisi

Pulsed dye lazer, Nd Yad Lazer, Fraksiyonel CO2 lazer kullanılmaktadır.


Sorunuzu Gönderin
dermatoloji randevu
dermatoloji doktor cevapliyor
Adres: Bulgurlu Mahallesi Libadiye Caddesi No:15 Daire:9 Üsküdar/İstanbul
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
© 2017 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency