Göz komplikasyonları

Kimyasal peeling ajanlarının uygulama sırasında yanlışlıkla göz ile temas etmesi, istenmeyen yan etkilere neden olmaktadır. özellikle TCA ve fenol peelinglerde çok dikkatli olunmalıdır. 

Uygulama sırasında göz pedler ile kapatılı tutularak korunmalı, göz yaşı kontrol edilmeli, irigasyon solüsyonları hazır bulundurulmalıdır.

Göz kimyasal peeling ajanı ile temas ettiğinde nötralize edici bir şey kullanılmadan steril serum fizyolojik ile göz 15-20 dakika yıkanmalı-irigasyon yapılmalıdır. TCA da bu yeterli iken fenolde mineral yağlar ile irigasyon yapılmalıdır. Sonrasında hemen göz doktoru ile konsülte edilmelidir.

Aşağıdaki resimde estetik cerrahi ile belefaroplasty ve göz çevresine TCA peeling kullanılan bir hastada yanlışlıkla TCA solüsyonun göze kaçması ile kornea alt kısmında erezyon gelişmiş. Hızla gözde irigasyon yapılmış ve göz doktorundan tedavi destetiği alınmıştır. 2. fotoğraf ertesi gününü 3. fotoğraf ise 5. gününde korneada tam iyileşmeyi göstermektedir.

Yetersiz Klinik Sonuçlar

Bu uygulama öncesi hastada kimyasal peeling için doğru endikasyonun koyulamaması ile ilgilidir.

Doğru endikasyonda derinin yapısal özellikleri ve problemleri çok iyi değerlendirilmelidir. Buna göre peeling ajanı seçilmelidir.

Örneğin lentigo gibi lekeleri düşünecek olursak. Lentigo epidermal basal tabakada histolojik olarak yerleşen bir pigmentasyon problemidir. Ancak deride epidermis dermal papillara ile dermisin derinlerine kadar ulaşmakta. Dolayısı ile lentigo yerleşim seviyesi ile eğer yüzeysel dermal papilarda ise Grenz Zone seviyesinde peeling başarılı olurken lentigo histolojik olarak derin papilada ise daha derin peelingler yapılmalıdır.

Yada deri çatlakları-Stretch mark probleminde epidermal ve dermal atrofi var. Dolayısı ile tedavi seçimi epidermal resurfacing ve derin dermal  stimülasyon ile olmalıdır. Kimyasal peeling ajanı buna göre seçilmeli yada kombine tedailer seçilmelidir.

Aşağıdaki hastalarda olduğu gibi aşırı deri sarkmaları-sagging yada yanaklarda rhombidal kırışıklıklarda fenol dışında TCA ve glikolik asit peelinglerinden sonuç beklemek yada hastaya yanlış ifadede bulunmak yanlış olacaktır. Hatta sadece fenol peelingler yetersiz kalacaktır. Bu hastalarda estetik cerrahi uygulamalar ve fenol peeling kombine kullanılmalıdır. 

Hastanın yaşına cinsiyetine, deri kalınlığına, yağlı olup olmamasına bakılarak peeling ajanları seçilmelidir.

Peeling öncesi dderinin hazırlanması; temizleme, dezenfeksiyon ve degreasing son derce önemlidir.

Peelingler ile diğer yöntemler kombine kullanılabilmektedir. Mikro yada makro dermabrazyon, dolgular, yağ enjeksiyonları, PRP, cerrahiler, mezotedavi, mikroiğneleme ve lazerler gibi. 

Tedavi rejimlerinin doğru yapılması gerekmektedir.Tek yada çoklu seanlar, lokal yada genel uygulamlar, Touch-Up uygulamaları gibi. 

Peeling sonuçlarına göre genel yada lokal touch up yapılabilir. Bunlar sıklıkla 4-6 hafta ara ile uygulanmakta. Touch Up ların macı klinik cevabu lokal arttırmak ve dermal stimülasyonu arttırmaktır. 

Peeling Sonrası Eritem-Kızarıklık

Peeling derinliğine bağlı olarak deride mutaka peelig sonrası eritem gelişmektedir. 
Kimyasal peeling sonrası dermal damarların genişlemesi-vazodilatasyon ile eritemin gelişmesi beklenen bir süreçtir. Bu sıklıkla ödem ile sonuçlanmaktadır. Derin peelinglerde koagülasyon kaynaklı ilk gözlem eritem sonrası hızlı frosting yada eritem olmaksızın frosting olmaktadır. Bu peeling amaçlı kullanılan asitin gücünede bağlıdır.

Ancak eritem gelişebilecek peeling sonrası komplikasyonların işareti olabilir.

Peeling öncesi hasta değerlendirmesinde hastanın duyarlı bir cildi olup olmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle peeling hazırlık aşamasında derinin hazırlanmasında deri hemen kızarıyor ise dikkatli olunmalıdır. 

AHA larda eritem artık nötralizasyonun yapılmasının işareti olmalıdır. AHA öncesi derinin prepeeling hazılık süreci eritemin gelişm zamanını kısaltabilmektedir. AHA kullanırken lokal hızlı eritem alanları iyi gözenmelidir. Buralar diğer alanlara göre daha hızlı penetrasyon alanlarıdır ve erken nötralize edilmelidir.

TCA peelingde eritem gelişmekte. Ancak lokal eritemde dikkatli olunmalıdır. Lokal eritem; TCA nın yüksek konsantrasyonuna,  homojen olmayan TCA solüsyonuna, çok katmanlı TA kullanımına, agresif preepeeling deri hazırlığına, viral yada bakteriyal enfeksiyona ve hastanın kaşıma ve oyanamasına bağlı olabilir.

TCA peelingde frosting gelişse bile bunun çevresinde eritem gözlenmektedir.

Frosting solarken yerinde eritem gelişmektedir. Bu eritem 2 hafta hatta birkaç ay canlı kalabilmektedir. Uzun süren eritemin devam etmesi postinflamatuar hiperpigmentasyon- PIH habercisi olabilir.

Fenolde peeling sonrası yoğun bir eritem olmaktadır. Fenol ilk uygulandığında fosting çevresinde sonrasında frosting kaybolduğunda gözlenmektedir. 1-6 ay hatta yıllar sürebilmektedir. Eritemde epidermisin azalması, epidermal pigmentasynun azalması ve vasküler network artışı gibi nedenler rol oyanamaktadır.

Eritemin tedavisinde sunblock özellikle kapatıcı özellikte olanlar en etkin yaklaşımdır.

Vitamin A, C, ve E ile lipoic asit içeren ürünler antioksidanlar ile birlikte kullanılabilmektedir.

Lokal kortikosteroid kremler düşük potent ve sürelerde erken kullanımı ile etkilidir. Günde 3-4 defa 2 hafta kullandırılabilir.

Derin ve orta peeling sonrası İlk hafta herhangi bir problem olmasada kulanılmalıdır. Ancak gereksiz ve uzun kulanımı ile akne, bakteriyal, viral ve mantar enfeksiyon riski gelişmekte hatta telenjektaziler oluşmaktadır. 

Peelingler sonrası eritemin uzun sürmemesi için alınacak önlemler;

  • Aşırı ısı değişimlerin uzak kalınmalıdır.
  • Alkol ve acılı yiyeceklerden uzak kalınmalıdır.
  • Güneşten uzak kalınmalı ve güneşten koruyucu kullanılmalıdır.
  • Peeling sonrası güneş duyarlandırcı(saç spreyleri, parfüm gibi) yada tretionin gibi ilaçlardan uzak kalınmalıdır.
  • İkincil enfeksyonlardan uzak kalınmalıdır.
  • Peeling sonrası özellikle derinin soyulma döneminde soyma ve kaşıma yapılmamalıdır.
  • 1-2 hafta kortikosteroid kremler kullanılabilir.
  • Oral antihistaminikler kullanılabilir.
  • Sistemik kortikosteroid verilebilir.
  • uzamış eritemde Pulsed Dye Lazer-PDL ve IPL sistemleri kullanılabilir.

Peeling sonrası skar gelişimi

Skar gelişmi peeling derinliği ile ilişkilidir. Dermise inildikçe skar gelişme riski artmaktadır.

İstenmeyen skar gelişimi atrofik, hipertrofik skarlar şeklindedir.

Yüzde skar gelişimi açısından problemli alanlar aşağıdaki resimde gösterilmektedir. Bu alanlarda peeling derinliği iyi kontrol edilmeli ve peeling sonrası özellikle kaşıntı ve eritem iyi takip edilmelidir.

Peeling Sonrası Renk Düzensizlikleri

Peeling derinliğine bağlı olarak renk düzensizlikleri; diskromi, hipopigmentasyon, hiperpigmentasyon-PIH gelişebilmektedir.

Peeling sonuçta istenilen derinlikte ve kontrollü yapılan kimyasal bir yanıktır. Deride yanık ve sonrası inflamasyonla sonuçlanan bir reaksiyonda melanosit stimülasyonu ile aşırı melanin yapılmakta yada melanosit toksitisitesi ile melanin-pigment kayıpları yaşanmaktadır.

Peeling sonrası pigmentasyn düzensizlikleri;

  • Kısmi yada total depigmentasyon (melanosit toksitisitesine bağlı)
  • Lokal yada genel hypopigmentasyon (melanosit toksitisitesine bağlı)
  • Lokal yada genel hiperpigmentasyon şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Fitzpatrick cilt fototipi I–III de yani açık tenlilerde bu renk düzensizlikleri nadir iken IV-V de yani koyu tenlilerde daha yüksektir. 

Peeling sonrası postinflamatuar hiperpigmentasyon-PIH “kesin PIH” yada “rölatif PIH ” olarak gelişmektedir.

Rölatif PIH tanımı uygulama alanında deri rengi açılmış ancak aynı alanda daha koyu alanlar kalmış bunu tanımlar. Burası normal deri reni iken çevresindeki renk açılması nedeni ile PIH gibi görünmektedir.

Kesin PIH noral deriden daha koyu pigmentasyon alanlarını tanımlar.

PIH gelişimi aslında peeling derinliği ile koreledir.

AHA larda bu risk düşüktür. Ancak overpeeling yada nötralizasyonun yeterli yapılamaması ile penetrasyon istenenden fazla olmakta buda PIH ile sonuçlanabilmektedir. 

TCA–SAS da cilt ipi III den fazla ise PIH riski olmakta.

Düşük TCA peelinglerde 1-4 hafta geçici ve sınırlı PIH yapabilmektedir. Bunlar zamanla kaybolmakta ve sıklıkla yanaklarda gelişmekte ve güneş kaynaklıdır. 

Fenol ile lokal ve noktasal peeling uygulamalarında; güneşten korunulmadığında hiperpigmentasyon gelişebilmektedir.

Bu peeling uygulaması sırasında fenolün uygulandığı aplikatörün deri ile tamas basıncı çok hafif olmalı, aplikatör basıncı parmağın cep telefonu ekrarnına temas basıncı kadar olmalıdır. Bu uygulama sonrası eritem geliştiğinde üzerindeki kabukları kaldırılmamalı, güneşten korunmalı, antioksidan krem ve tirozinaz inhibitörleri kullanılmalıdır.

Fenol lokal uygulamaları sonrası gelişen PIH yan etkilerinde en iyi çözüm TCA lokal uygulamalarıdır.

PIH dan tedavi yaklaşımı

PIH problemlerinde hidrokinonlar 10%–15% konsantrasyonları 8 günden kısa süreli kullanılabilir sonrasında % 4 devam edilmesi önerilmektedir. Hidrokinonlar etkili ancak bununla ilgili hidrokinonlar ile ilgili aşağıdakiler unutulmamalıdır;

  • Sitotoksiktir
  • Deride iritasyon yapabilir özellikle yüksek konsantrasyonlarda
  • Okronozis-ochronosis neden olabilir. Özellikle % 4 fazla konsantrasynlarda ve cilt ipi III den koyu olanlarda.
  • Konfeti dökülmüş gibi depigmentasyon yapabilmektedir.
  • Mutojeniktir. 

Hidrkinonlar bu özellikleri nedeni ile diğer ajanlar ile birlikte kullanılabilmektedir. Bunlara örnekler;

  • Kligman’s orijinal 3 lü formülü; hidrokinon 5%, deksametazon 0.1% ve tretinoin  0.1%
  • Kligman’s modifiye 4 lüsü; hidrokinon 2.5 g, tretinoin 0.05%, askorbikasit-vit.C  0.1 g ve deksametazon 0.05 g.
  • Tretinoin 0.1% , hidrokinon 4%
  • Glikolik asit 10%, hidrokinon 4%
  • Sistrik asit 3%, Kaltik asit 3%, Kojik asit % 2 ve hidrokinon % 2 
  • Hidrokinon 5%, tretinoin 0.025%, vit. C 0.2%, deksametazon 0.01%, indometazin 2% 

Bazı ilaçlar peeling öncesi kullanıldığında PIH riskine neden olmaktadır. Bunlar; 

  • Minosiklin
  • Topikal benzoyl perokist
  • Amiodarone
  • Sülfanamidler
  • Thiazid diüretikler
  • Trisiklik antidepresanlar
  • Doğum kontrol Hapları-OCS dir. Bunlar peeling öncesi 2 hafta kesilmelidir.

Peeling Sonrası Enfeksiyon

Enfeksiyon riski peeling derinliğine bağlıdır.

Epiderml peelinglerde herpes ve sekoder bakteriyal enfeksiyon riski yok denecek kadar düşüktür.

Grenz zone peelinglerde enfeksiyon riski düşük ancak hastanın peeling alanını kaşıması ve oynaması bu riski arttırabilmektedir.

Papillar dermis peelinglerde risk var.

Retiküler dermis peelingde bu rsik daha belirgindir.

Sekonder enfeksiyonlar lokal, bölgesel yada genel olabilir.

Bateriyal, fungal veya viral kaynaklıdır. 

Yüzde kan dolaşımının fazla olması enfeksiyon riskine karşı koruyucudur. Bu nedenle ileri yaşlarda peeling, dolaşımda azalma, enfeksiyon riski anlamına gelmektedir.

Bismuth pudra ile maske kullanımı, elma sirkeli solüsyon ile yıkama enfeksyona karşı koruyucudur.

Enfeksiyondan korunma amaçlı;

  • Peeling sırasında sterilizasyon ve dezenfeksiyon iyi olmalıdır.
  • Enfeksiyon kaynağı olabilecek kişi temasının engellenmesi
  • Hastada peeling öncesi, diyabet, immün yetmezlik, uygulama alanında enfeksiyon, ÜSYE değerlendirilmelidir.
  • Peeling ve sonrasında kullanılan aplikatörler, gazlı pedler ve vazelin steril olmalıdır.
  • Uygulama sırasında ve hasta bakımında ellerde eldiven olmalıdır.

Peeling sonrası enfeksiyonlar içerisinde en sık herpes görülmekte. Aşağıdaki hastada peeling sonrası üst dudakta başlayan herpes-uçuk tüm yüzde dağılmış egzama herpetikum gelişmiştir.

 Peeling Sonrası Ödem

Peeling sonrası gelişen inflamasyona bağlı olarak farklı düzeylerde ödem gelişmektedir.

Ödem; peeling amaçlı kullanılan ajana, peeling derinliğine, hastanın allerjik özelliklerine, peeling sonrası gelişen enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Epidermal ve bazal tabakaya kadar olan peelingler hafif ödeme neden olmaktadır ve tedavi gerektirmez.

Grenz Zone peelinglerinde hafif ödem olmakta, 24 saat kadar kısa sürmekte ve tedavi gerektirmez.

Papiler ve retiküler dermiste peelinglerde mutlaka ödem gelişmekte.

İnflamasyon derinin iyileşmesinin bir parçası ancak ortaya çıkan serbest okisjen radikalleri  bu anlamda olumsuz etkiler göstermektedir. Bu nedenle antiokisdanlar bu inflamasyonu ve sonrası serbest okisjen radikallerininin kontrolü ile inflamasyon hatta ödemi kontrol altında tutmaktadır. Ödem ve inflamasyonun az olması, hızlı iyileşme, hastanın sosyal aktivitesine hızlı dönmesi ve peeling seans aralıklarının daha az olması anlamına gelmektedir.

Dermal peelinglerde yoğun ödem “lifting effect” yüzün gerilmesine neden olmakta. Ödemin kaybolması ile buda gerilemektedir.

Ancak ödem dudaklar ve göz çevresinede hastanın görselliği dışında fonsiyonlarınıda etkilemektedir.

Ödem sıklıkla ağrı ile birliktedir. Ancak 3 günden sonra halen bir ağrı var ise enfeksiyon düşünülmelidir.

Ödem lokal alanlarda 2-3 günden sonra yer çekimi etkisi ile daha aşağı anatomik alanlara yayılmakta. Örneğin göz uygulamasından 3-4 gün sonra ödem yanaklara geçmekte, 5 günde jawl alana inmekte ve 6-7. günlerde kaybolmaktadır.

Peeling öncesi kortikosteroid enjeksiyonu ödem gelişimini fazla etklemez.

Göz çevresine uygulamlarında özellikle üst göz kapaklarında tarsal alana yapılan peeling ödemi çok arttırmakta ve kişiyi etkilemektedir. Bu nedenle üst göz kapaklarında sınır tarsal sınır olmalıdır. Poşet çayların kaynatılıp buz dolabında soğutulması ve peeling sonrası göz çevresinde kompresler uygulanması  ödemler için kullanılabilir.

Ödemde NSAI ve kortikosteroidler yeni kollajen yapımı üzerinde olumsuz etkiledikleri için fazla tercih edilmemektedir.

Peeling Sonrası Milia Gelişimi

Orta ve derin peelingler sonrasında milia gelişebilmektedir. Özellikle yağlı oklüzyon pomadlar ve yağlı kozmetik kapatıcılar bu riski arttırmaktadır. Miliaların birkaç taneden yüzlercesine kadar sayıları değişmekte ve sıklıkla yanaklarda görülmektedir. 3-6 hafta kalmakta ve sıklıkla 6-12 haftada kaybolmaktadır. Milia için tretionin topikal kullanılabilmektedir. 1 ay sonra kaybolmayacak ise insizyonal eksiyon yapılabilir.

Peeling sonrası Akne Gelişimi

Epidermal peelingler aktif akne tedavisinde özellikle komedonal, papular yada papulopustular aknede kullanılmaktadır. Ancak peeling derine indikçe özellikle dermal peelinglerde sonrasında akne gelişebilmektedir.

Peeling sonrası vaseline gibi yapı pomad kullanımı akneyi arttırabilmektedir.

Peeling Sonrası Ağrı

İlk seanslarda hasta ansiyetesi yüksek olduğu için daha ağrılı hissedilmektedir.

Hastanın yaşı arttıkça ağrı toleransı artmaktadır.

Erkeklerde ağrı duyarlılığı kadınlardan daha fazladır.

AHA solsüyonları tamponlandıklarında 50% yada 70% konsantrasyonlarda dahi ağrısızdır. Ancak tamponlanmamış ise kısa sürmekle birlite AHA lar yanmalı ağrı yapmakta. Sodyum bikarbonat ile nötraliz edildiğinde ağrı durmakta.

Laktik asit ile duyarlılık testi yapılmakta. Buna “stinging test” denilmekte. 10% solüsyonu hastaya uygulanması ile duyarlılığıa bakılmaktadır.

TCA papillar ve retiküler dermal seviyede peelinleri ağrıldır. Bu ağrıda TCA konsantrasyonu son derce önemlidir. Örneğin 20% m/m 30% m/m den daha az ağrıldır.

Ağrı eğer uygulamayı yapan doktrun beklediğinden fazla ise dikkatli olunmalıdır. 

Aspirinin anti-prostaglandin etkisi nedeni ile peelingden 45-60 dakika önce 500-1000 mg verildiğinde ağrıyı azaltmaktadır. Bununla birlikte morluk riskini artrımaktadır.

Fenol peelingler ağrılı olduğu için, bölgesel peeling öncesi analjezik kullanımı, bögesel anestezik kullanılması ve peeling sonrası soğuk kompres uygulanmaktadır. Örneğin hastanın alnına uygulama öncesi soğuk kompres yapılır,  fenol peeling peeling yapılır, peeling sonrası maske kremler sürülür ve yine soğuk kompres uygulanır.

Fenol anestezik etkisi olduğu için saniyeler içinde ağrı hızla kaybolur. Sonra sıcaklık artışı ile hızla geri dönmektedir. Bu ağrıda papillar dermiste sıcak duyarlı nocireseptörler var. Maalesef bunlar soğuk kompreslerden etkillenmez. 

Feonolde ağrının fazları;

  • Fenol uygulaması sonrası 15 sn ağrı sürmekte
  • 30-60 dakika anestezi fazı
  • 1-2 saat içerisinde yanma ve ağrılı ödem gelişmekte ve ertesi sabaha kadar sürmekte
  • Deride batma hissi 3 güne kadar sürmekte
  • Zonklamalı ağrı genellikle 3 gün akşam başlamakta. 8 saat sürmekte
  • 4. ve 5. günlerde ağrı yok kaşıntı başlamakta.

Soğuk kompres bazı hastalarda yanma-batma hissi yapabilmektedir. Bunun için vantilatör, soğuk hava ve fanlar kullanılabilir.

Peeling sonrası analjezikler (acetaminophen plus codeine) verilebilir. Ancak bu ilaçlar metabolize oluken fenol ile aynı yolu kullandığı için fenol toksistisitesi konusunda dikkatli olunmalıdır.

Ağrı için hasta konforunda benzodiazepinler (lorazepam 2.5 mg) geceleri verlebilir. 

Peeling Sonrası Güneş Duyarlılığı ve Hasarı

Peeling sonrası güneş yani UVB korunma son derece önemlidir. 

Deride güneş hasarı UV lerin eritem dozunun 25% inde bile gelişebilmekte ve hücrelerimizde DNA hasarı yapabilmektedir. UV deri yüzeyindeki sebum gibi yağ içerisinde reflekte olmakta bu ilk doğal savunma sitemi.  St corneumda bezer bir refleksiyon özellğine sahiptir. Güneşte UV epidermisten basal tabakaya, papiller ve retiküler dermise ulaşamakta. UVA 66% oranında st cormeumda absorbe olmakta, 44% oranında basal tabakaya ulaşmakta. Bu nedenle UVA epidermiste az etkili ancak dermiste hasar yapmakta. UVB nin ise 17% si stratum corneum da ve 3% basal tabakaya ulaşmakta. Bu nedenle UVB daha çok epidermisi etkilemektedir.

Peeling sonrası mekanik korunma dışında sunblocklar kullanılmalıdır. Bunu dışında beta karoten, süperokist dismutaz (SOD) ve katalazlar (CAT) serbest okisjen radikalleri için kullanılabilir. 

Peeling Sonrası Demarkasyon Hattının Gelişmesi

Peeling sonrası demarkasyon hattı yani peeling alanı-peeling yapılmayan alan sınırında hiper ve hipopigmentasyon gelişebilmektedir.

Bu hat zaanla aylar hatta yıllar içerisinde kendiliğinden kaybolmaktadır.

Demarkasyon hattı fenolde olduğu gibi hipopigmente yada TCA da olduğu gibi hiperpigmente olabilir.

Demarkasyon hattı gelişiminde risk faktörleri;

  • Peeling derinliği; Retiküler dermisten sonra derinliklerde demarkasyon hattı gelişmekte.
  • Hastanın cilt tipi; hasta açık tenli ise demarkasyon hattı fazla gelişmez.
  • Demarkasyon hattı gelişminde yüksek riskli alanlar bulunmaktadır.

Bu alanlarda;

1 cm saçlı deri içerisine uygulama yapılabilmektedir.

Aynı kural kaşlar içinde geçerlidir.

Burunda nostril ile mukoza arasındaki sınıra uygulama yapılabilmektedir.

Dudakta vermilion sınırı üzerinde mukozaya birkaç mm geçilebilir.

Kulakta kulak memesi ve tragusa mutlaka peeling yapılmalı atlanmamalıdır.

Demarkasyon hattı en fazla jawl ve boyunda gözlenmektedir. Bu nedenle çene sınırının altına kadar peeling uygulanmalıdır.

Peeling Sonrası Peteşi ve Purpura

Peeling Sonrası Pigmente Nevuslarda Değişim

Fenol peelingler sonrası pigmente benlerde renk açılması, geçici kaybolma olmakta. Bunlar 6-8 hafta sonra eski hallerine yada daha pigmente formlarda ortaya çıkmaktadır.

 

 

Peeling derinliği ve riskleri

Epidermal peeling ve riskler

AHA lar ile epidermal peelinglerde frosting olmadan eritem olmakta.

TCA da ise pinpoint frosting ve eritem olmakta.

Fenolde ise epidermal peeling olmaz.

Epidermal peeelinglerde epidermis korunarak sadece st. cormeum kaybolduğu için skar gelişme riski yok. Ancak st corneum deri için iyi bir bariyer ve %70 üzerinde derinin geçirgenliğini sağladığı için yinede önemlidir.

Epidermal peelinglerde diskromi ve achromia riski yok. Ancak melanogenezis riski olan kişilerde uzun süren kontrolsüz inflamasyon diskromiye neden olabilir.

Basal Tabaka Seviyesinde Peeling ve Riskleri

AHA larda basal tabaka seviyesinde peelingde frosting olmadan eritem olmakta.

TCA da ise pinpoint frosting ve eritem olmakta.

Fenol bu seviyede bir peeling sağlamaz.

Bu seviede skar geşişme riski az.

Peeling sonrası achromia gelişme riski yok ancak melanositler stimüle oldukları için PIH riski yani diskromi riski var.

Grenz Zone Seviyesinde Peeling ve Riskleri

AHA ve Fenol bu seviye peeligler için uygun endikasyon değil

Bu seviyede TCA peeling bulutumsu-beyaz frosting ile kendisini göstermektedir.

Bu seviyede peeling sonrası deri iyileşmesi daha yavaş ve komplekstir. İyileşmede peeling ile dökülen epidermal keratinositler pilosebaceous unitlerde kalan-keratinositlerden olmakta.

Skar gelişme riski bu seviyede peelinglerde yok.

Diskormi riski; epidermis deriden uzaklaştığı için melanin reservi kaybolmakta buda deri renginin hafif açılması anlamına gelmektedir. Ancak pilosebaceous unitlerde melanosit reservi halen bulunmakta. 

Papiller Dermis Seviyesinde Peeling ve Riskleri

AHA ve fenol bu sevite peeling endikasyonu için uygun değil. Bu seviuede CA peeling kullanılabilir ve bu seviyede TCA peeling pembe-beyaz frosting  yapmakta ve epidermal sliding ile kendisini göstermektedir.

Peeling sonrası epitelizasyon ve iyileşme yavaş.

Papillar dermis peeling skar gelişmesi açısından güvenli bir alan olmakla birlikte fazla ve gereksiz sıklıkta peeling skara neden olabilir.

Papiller dermis peelingleri yüksek inflamasyon ve melanogenesis ile PIH gelişme riskinde yüksektir. 

Retiküler Dermis Seviyesinde Peeling ve Riskleri

Fenol peelingler bu seviye peelingler için endikasyondur.

Beyaz yada gri-beyaz frosting gözlenmekte. Epidermal sliding olmakta ancak hemen yerine ödem gelişmektedir.

Deri onarımı ve iyileşmesi çok yavaş. 

Skar gelişme riski çok düşük.

Diskormi ve akromi gelişme rsiki var.

PIH diğer derinlklere göre daha yüksek bir risk taşımakta.

 

 

 

 

 

 


Adres: Bulgurlu Mahallesi Libadiye Caddesi No:15 Daire:9 Üsküdar/İstanbul
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
© 2017 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency