AIDS

AIDS-Acquire lmmunodefidency syndrome; Kazanılmış İmmün Sitem Yetmezliği Sendromu

Etken HIV-Human immunodeficiency virus(İmmün yetmezlik yapan virüsler-SIY ailesinden). İnsana bulaştığında klinik son derece değişken olmakla birlikte ilerleyici  immün sistemde yetmezliğe neden olmaktadır. 

Yaygın kullanımda HIV ile ilgili tüm hastalıklar genel olarak AIDS ile anılmakta ise de aslında HIV virüsü vücuda alındıktan sonra geçirilen tüm dönemler HIV enfeksiyonu, bunun son basamağıda AIDS dönemidir.

Afrika'da Sahra Altı bölgesinde maymunlarda tespit edilmiş. 20. yüzyılda bu maymunları yiyen insanlara geçtiği tepit edilmiş. İlk olarak 1981 yılında ABD de kıssa bir süre sonrada Avrupada klinik olgular görülmüş ve tanımlanmştır.

İnsanlar arasında bulaşma; cinsel ilişki, kan ve kan ürünleri ve anneden gebelikte ve emzirme döneminde çocuğa geçiş şeklindedir.

Anti retroviral tedavilerden önce son derece ölümcül olan bu hastalık günümüz tedavileri ile tam iyileştirilemese de kronik bir klinik ile seyri sağlanmakta.

HIV Enfeksiyon Hastalığı 

HIV Enfeksiyon Hastalığında 2 virüs görmekteyiz. HIV-1 ve HIV 2. HIV- 1 dünyada en yaygın görülen etkendir. HIV-2 ise daha az sıklıkla ve Batı Afrika'da görülmektedir. 

İnsanlar arasında bulaşma; cinsel ilişki, kan ve kan ürünleri, HIV enfekte doku veya organlarının nakliyle ve anneden gebelikte ve emzirme döneminde çocuğa geçiş şeklindedir.

HİV’ li partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile risk değişir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide risk yüksektir. Ne kadar farklı kişi ile cinsel ilişki kurulursa HİV kapma olasılığı o denli artar.

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur. Yanlış bilinen bulaşma şekilleri;

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz

HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle savunma sisteminde sorumlu olan lenfositlerin CD4 hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4 hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar.

2017 sağlık verilerine göre tüm dünyada 36.9 milyon insanda kayıt altına alınmış HIV enfeksiyonu var. Ancak bu rakamın % 30 kayıtsızlar ile birlikte daha fazla olduğu tahmin edilmekte. Bunların büyük bir kısmı maalesef Afrika'da. Her yıl 2 milyon yeni olgunun bu raklamlara eklenildiği düşünülmekte. 2016 Türkiye kayıtlı vaka sayısı 1734. İlk AIDS tanısının konulduğu 1981 yılından bu yana HIV kaynaklı kayıtlı insan ölümleri 39 milyon.

HIV bulaştıktan sonra, AIDS belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre 2 – 10 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. 

Dünya Sağlık Örgütü HIV enfeksiyonunu klinik süresine göre evrelendirmekte.

Primer HIV enfeksiyonu; bu evrede hastada ya belirtiler olmaz yada hastada Akut Retroviral Sendrom görülmektedir.

Evre I ; Bu evrede T lenfosit sayısı >500 ve hasta klinik belirtiler yok yada genel lenfadenopati vardır.

Evre II ; Bu evrede T lenfosit sayısı 200-500 arası. Hastada hafif tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları ve deri ile mukozada belirtiler görülmektedir. Bu evreye kadar HIV enfeksiynu AIDS olarak tanımlanmaz.

Evre III; Bu evrede T lenfosit sayısı <200. Bu evrede HIV enfeksiynu AIDS olarak tanımlanmakta. kronik ishal(aylarca süren), fırsatçı enfeksiyonlar görülmekte. 

HIV virüsü vücutta bağışıklı eksikliğine yol açtıkça ölümcül fırsatçı enfeksiyonlar veya kanserle ortaya çıkabilir.  Bu dönemde bağışıklık eksikliği iyice belirgin bir hale gelir. AIDS belirtileri ve bulguları daha yoğun bir halde vücutta kendini göstermeye başlar.

  • Halsizlik
  • Baş Ağrıları
  • Vücut ağırlığının %10’undan fazla kilo kaybı
  • Nedeni Bilnmeyen Ateş
  • Kronik Diyare ( İshal )
  • Deride Pullanmalarla
  • Yaygın ve Sık Herpes Virüs Enfeksiyonları
  • Ağızda Mantar Enfeksiyonları
  • Kaposi sarkoma gibi kanserler

Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu HIV belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV belirtilerini düşündürebilir. Kesin tanı için HIV testi yapılır.

HIV enfesiyonunda klinik seyir kişiye göre değişkenlik göstermektedir. Primer enfeksyon belirtiler ile seyreder. Sonra belitilerin olmadığı dönem görülmekte. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde fırsatçı enfeksiyon ve kanserler gelişmekte. 

Bu makalede HIV enfeksiyonu ile birlikte görülen cilt belirtileri üzerinde durulacaktır. 

HIV enfeksiyonu ve cilt belirtileri ve hastalıklarını 3 gurupta sınıflayabiliriz

1. HIV enfeksiyonu ile yüksek riskli birlikteliği olanlar; Bunlarda mutlaka gerekir ise HIV testleri istenmelidir.

  • Akut HIV sendrom
  • Kaposi sarkoma
  • Oral hairy leukoplakia
  • Proximal subungual onykomikozis
  • Basiller Anjiyomatozis
  • Eozinofilik follikülitis
  • Kronik Herpetik ülserler
  • Cinsel Yolla Bulaşan Diğer hastalıklar
  • Uyuşturucu Made Kullanıma Bağlı Cilt Belirtileri

2. HIV enfeksiyonu ile orta riskli birlikteliği olanlar;

  • Zona
  • Molluscum Contagiosum
  • Candidiasis

3. HIV enfeksiyonu ile düşük riskli birlikteliği olanlar;

  • Genel Lenfadenopatisi olanlar
  • Seborheik Dermatitis
  • Aftlar 

 Akut HIV sendrom

HIV teması sonrası ortaya çıkan primer enfeksiyondur. HIV bulaşması sonrası % 70 in üzerinde 3-4 haftada ortaya çıkmakta. Belirtiler hç yok denilecek kadar az yada çok şiddetli olabilmektedir. 

Klinik bulgular; ateş, franjitis, lenfadenopati, baş ağrısı, göz gerisinde ağrı, eklem ve kas ağrıları omakta. İstahsızlık, halsizlik ve kilo kaybı gelişmekte. Bulantı, kusma ve ishal olmakta. Nörolojik olarak menejit, ensefalit, periferik sinir patolojileri ve myelopatiler gelişmektedir.

Ateşin 2-3 gün sonrası deride döküntüler başlamakta ve 5-8 gün sürmekte. 1 cm den büyük pembe leke ve deriden kabarmalar oluşmakta. Bunlar sıklıkla gövde üst kısmında, yüzde, kollarda, saçlı deride ve uylukta olmakta. Sonra kendiliğinden iz bırakmadan kaybolmakta. 

Damakta döküntüler olmakta. Ağız içerisinde aft benzeri yaralar ve kandidiazis gelişmekte. Benzer aftöz lezyonlar genital alanda görülebilmekte.

İmmün sistemin fazla etkilendiği durumlarda belirtiler daha uzun sürebilmektedir. 

Kaşıntı ve deri döküntüleri sık görülmekte. Eozinofilik follikülitis, Kaşıntılı papüller döküntüler gelişmekte. Atopiye benzer atopik dermatitis, saman nezlesi ve asthma gibi allerjik belirtiler gelişebilir.

Kaşıntı ile birlikte ichthyosis bezer aşırı deri kurlukları gelişmekte.

Eozinofilik follikülitis

HIV enfeksiyonunun ilerlemiş klinik dönemlerinde ortaya çıkan kronik, kaşıntılı, küçük pembe ve kıllardan köken alan döküntülerdir.

Sıklıkla göğüs üst kısmına, kollara, baş ve boyuna yerleşmektedir.

Kaşıntılı Papüller Döküntüler-Papullar Pruritic Eruption

Bazı ülkelerde çok sık görülmektedir. Avrupa ve ABD daha az görülmekte. Böcek ısırıklarına karşı sonradan gelişen aşırı duyarlılıkla gelişmektedir. Genellikle vücutta simetrik yerleşmekte ve kollar ile gövdede görülmektedir. Leke ve izler ile iyileşmektedir. 

Işık Duyarlılığı-PHOTOSENSITIVITY

Işık duyarlılığı klinik olarak likenoid döküntüler ve ekzamatöz döküntüler ile kendisini göstermektedir. HIV enfeksiyonununda kullanılan antiretroviral ilaçalr ışık duyarlılığı yapmaktadır.

Dil ve Ağızda Lökoplaki-ORAL HAIRY LEUKOPLAKIA

HIV enfeksiyonunda iler dönemlerde sık görülen önemli bir belirtidir. Sıklıkla CD4+ sayısının <300 olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Hastaya klinik görüntü dışında bir şikayet vermemektedir. Ancak öenmli bir belirtidir. Beyaz-grimsi, iyi ısnırlı plaklar yapmakta. Sıklıkla dil alt ve kanralarına yerleşmektedir. 

İlaçlara ve Antiretroviral ilaçlara Karşı Yan Etkiler

HIV enfeksiyonlarında ilaçlara karşı istenmeyen yan etkiler 100 kat daha fazla artmaktadır.

Tüm ilaçlar HIV hastalarında döküntüler, eritema multiforma, toksik epidermal nekrolizis, likeoid döküntüler, sabit ilaç reaksiyonları yapmakta.

Lipodistrofi ve Metabolik Sendromlar

HIV enfeksiyonunda ve tedaviler bağlı olarak yağ dokusunda büyüme-lipohypertrophy, yağ dokusu kaybı-lipoatrophy yada her ikiside gelişmektedir. Bunlar anormal metabolik değişimlere bağlıdır. Glukoz ve insülin seviyesinde anormal yüksleme, hipertrigliseridemi, hiperkolestrolemi ve HDL lipoproteinerde azalmaya bağlı gelişmektedir. klinik olarak yağ dokusu büyüme ve artışı vücudun gövde kısmında fazla kollarda ve bacaklarda az olabilir, göğüslerde erkek ve kadında ya dokusu artışından kaynaklanan büyüme, yanak ve şakaklarda yağ dokusu azalmasınsan kaynalanan problemler gelişmekte.

HIV Enfeksiyonu ve Sık Görülen Diğer Cilt Hastalıkları

  • Kaposi Sarkoma
  • Melanoma Dışı Cit kanserleri
  • Ülseratif aflar
  • Stafilokok Deri Enfeksiyonları
  • Mantar Enfeksiyonları
  • Mukozal Kandidiazis
  • Herpes
  • Zona
  • Mollescum Kontagiozum
  • Siğiller 


AIDS'ten Korunma İçin Öneriler

  • Sağlıksız cinsel ilişkiden kaçının,
  • Kontrolsüz kan ve organ transferlerinden uzak durun.
  • Anneden bebeklere özellikle “anne sütü ile” bulaşabileceğini unutmayın. AIDS’in %3-5 oranında bu yolla bulaştığı saptanmıştır. Anne-çocuk ilişkisinde mutlaka doktor tavsiyesine uyulmalıdır. HIV virüsü taşıyan bir annenin doğuracağı çocuğa HIV virüsünün bulaşma oranı % 30 civarındadır.
  • Damardan ilaç bağımlısı olan hastalar ile damardan uyuşturucu kullananlar özellikle dikkatli olmalı, enjektörler bir defa kullanılıp, atılmalıdır.
  • Cinsel yolla AIDS bulaşmasına engel olmak için, çok eşlilikten kaçınılmalı, gerektiğinde prezervatif kullanılmalıdır. Güvenli cinsel eş seçilmelidir. En güvenlisi ise tek eşli yaşamın tercih edilmesidir.
  • Kullanılmış şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, jilet, makas vb. gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.


HIV'in Dezenfeksiyonu Nasıl Yapılır?

  • HİV vücuttan çıktığı zaman son derece dayanıksız olan bir virüstür. Kan, Sperm ve vajina sıvısındaki virüs dış ortamda en fazla 1 saat canlı kalır. Bulaşmış eşyadaki virüsün yok edilmesi için sulandırılmış (1:10) çamaşır suyu ile 10 dakika bekletmek yeterlidir.
  • Deriye bulaşma durumunda sabunlu su ile yıkanır. (en az 20 sn.) Yıkama sonrası alkol sürülmesi yarar sağlar. Mükoz membranlar sadece su ile yıkanabilir. Yara üzerinde bulaşma varsa önce sabunlu su ile yıkanır; üzerine tentürdiyot, betadine gibi antiseptik sürülür. Kaynatılabilir eşyalar birkaç dakika kaynatılır veya 60 derecede 30 dakika ısıtılır. Temizlik için Ultraviyole ışınları tercih edilmez.


Hastalığa Ait Özellikler

  • Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
  • Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir
  • Her yaştaki insanlarda görülebilir
  • HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur.
  • HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir


AIDS / HIV Testleri Nelerdir?

Laboratuarımızda çalışılmakta olan HIV testi yöntemleri, virüsü saptama hassasiyeti ve vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir.


Laboratuarımızda çalışılan HIV testi yöntemleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

  1. 1. HIV Duo Ultra (Antigen – Antikor) 4.Jenerasyon Test
  2. 2. HIV PCR (Viral RNA)
  3. 3. p24 Antigen Testi
  4. 4. ELİSA (Anti – HIV) Testi


HIV DUO ULTRA (Antigen - Antikor) 4. Jenerasyon Test

Şüpheli cinsel ilişkiden itibaren, daha erken sürede sonuç alabilmek için, HIV’e özgü antijen arayan testleri kullanmak gerekmektedir. Çünkü, hastanın kanında HIV p24 antijeni, HIV taşıyan kan nakli gibi yüksek miktarda virüs bulaşması olan durumlarda, bulaşmadan sonraki ilk 24 saatte bile yüksek miktarda saptanabilmektedir. Cinsel ilişkiyle bulaşma olan durumlarda ise virüs önce vücutta bir çoğalma dönemi geçirmekte ve bulaşmadan 2 hafta kadar sonra kanda HIV p24 antijeni saptanabilmektedir.Bu dönemde vücutta antikor üretimi ortaya çıkmamıştır. HIV p24 antijeni, şüpheli ilişkiden sonraki 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir.
Bu dönemde HIV antikorları henüz ölçülebilir düzeye ulaşmadığı için, HIV p24 antijeni bakılması, erken tanı olanağı sağlamaktadır. Çünkü HIV antikorları 4. haftadan sonra ortaya çıkmakla birlikte, kullanılan ELISA testleriyle ölçülebilir sonuç vermeleri ancak 1.5-3 ay sonra olabilmektedir.

Bu nedenle, şüpheli ilişkiden sonra, erken dönemde sonuç alabilmek için HIV p24 antijeni ve antikora beraber bakılması daha uygun olacak ve tanıyı daha erken koyabilme imkanı sağlayacaktır.

HIV p24 antijenini, hem de HIV 1+2 antikorlarını birlikte ölçen HIV testleri geliştirilmiştir. Bu testler şüpheli ilişkiden itibaren HIV bulaşmasını daha erken ve başlangıç döneminde ortaya koyma avantajı sunmaktadırlar.


4. Jenerasyon HIV Tarama Testleri; Serokonversiyon panel analizleri içinde ‘antibody capture assay’ temelli testler olmalarına rağmen birinci sırada yer almaktadırlar. Üçüncü jenerasyon testlerle karşılaştırıldıklarında tanıda 3-5 günlük zaman kazanımı sağlarlar. Bu testlerin kullanılması şiddetle önerilmektedir, çünkü bireyler antijen-pozitif prekonversiyon döneminde yüksek bulaştırıcılığa sahip olabilirler.


HIV PCR (Viral RNA)

PCR yöntemi, Polimerase Chain Reaction (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) anlamına gelmektedir.HIV ilerledikçe virüs kendisini kopyalamaya devam eder virüsün kopya sayısı ve virüs yükü kanda artar. Bu yöntemle, vücutta çok az miktarda virüs bile bulunsa, bunlar çoğaltılarak ölçülebilir hale gelmekte ve ayrıca vücutta bulunan virüsün ne miktarda olduğu saptanabilmektedir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır. Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır.

HIV tanısı almışsanız HIV viral yükünün (HIV RNA) ölçümü doktorunuza vücudunuzda ne kadar HIV virüsü olduğunu ve ne kadar hızla çoğaldığını gösterir.HIV PCR virüsün vücutta varlığını veya ilaç direncinin tespitinde veya başka bir tedavi protokolüne ihtiyacını belirlemede yardımcı olur.

PCR testi,güvenilir ve hassas yöntem olmakla birlikte, dezavantajı, daha zor ve karmaşık bir çalışma yöntemine sahip olmasıdır. Moleküler Bölümü olmayan laboratuarlar, bu testi çalışamazlar. Bu nitelikte laboratuar sayısı da, ülkemizde çok az olup, HIV PCR çalışan laboratuar sayısı bir kaç tanedir.


P24 Antijen Testi

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Bu protein virüs bulaşmasından sonra geçen 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir. Bu dönemde HIV antikorları henüz ölçülebilir düzeye ulaşmadığı için, HIV p24 antijeni bakılması, erken tanı olanağı sağlamaktadır.


Elisa Testi

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV’e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorlar oluşması 1 – 3 ay sürebilir.Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptayan HIV testi yöntemine Anti-HIV testi denir.


Sorunuzu Gönderin
dermatoloji randevu
dermatoloji doktor cevapliyor
Adres: Bulgurlu Mahallesi Libadiye Caddesi No:15 Daire:9 Üsküdar/İstanbul
GSM: 0532 624 21 27
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
© 2017 Hakan Buzoğlu. All Rights Reserved.
ByFlash Web Agency